Tüm yazılar

Vekâletnamede Özel Yetki ve Temsil Sorunları: Arabuluculukta Geçerli Temsil

Uzman arabulucular için · Dayanak: 6100 sayılı HMK m.74-76; 6098 sayılı TBK m.504; 6325 sayılı HUAK m.15 ve 18; 7036 sayılı İş M.K. m.3/18; 6102 sayılı TTK m.371, 627 · Genel bilgilendirme yazısıdır.

Arabuluculuk masasında oturan kişinin, taraf adına anlaşma yapma yetkisini taşıyıp taşımadığı sorusu; sürecin hukuki bakımdan en belirleyici düğüm noktasını oluşturmaktadır. Sürecin görünüşte tamamlanmış, dosyanın kapanmış ve hatta icra edilebilirlik şerhinin alınmış olması, yetkisiz temsile dayanan bir anlaşmanın hukuken sonuç doğurması için yeterli değildir. Aşağıda; vekâletnamede arabuluculuk sürecine ilişkin özel yetki, şahıs şirketleri, sermaye şirketleri, kanuni temsil ile işverenin çalışan aracılığıyla temsili gibi bütün temsil biçimleri sırasıyla ele alınacaktır.

1. Avukat temsili: HMK m.74

Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.74 hükmü şu şekildedir:

"Açıkça yetki verilmemiş ise vekil; sulh olamaz, hâkimi reddedemez, davanın tamamını ıslah edemez, yemin teklif edemez, yemini kabul, iade veya reddedemez, başkasını tevkil edemez, haczi kaldıramaz, müvekkilinin iflasını isteyemez, tahkim ve hakem sözleşmesi yapamaz, konkordato veya sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması teklifinde bulunamaz ve bunlara muvafakat veremez, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvuramaz, davadan veya kanun yollarından feragat edemez, karşı tarafı ibra ve davasını kabul edemez, yargılamanın iadesi yoluna gidemez, hâkimlerin fiilleri sebebiyle Devlet aleyhine tazminat davası açamaz, hangileri hakkında yetki verildiği açıklanmadıkça kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarla ilgili davaları açamaz ve takip edemez."

Söz konusu sayımdan arabuluculuk bakımından öne çıkan iki husus şu şekilde özetlenebilir: alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvuramaz ve karşı tarafı ibra ve davasını kabul edemez. Arabuluculuk; tipik bir alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olup, anlaşma belgesi de alacağın ibrasını içerebilmektedir. Bu iki işlev bir araya geldiğinde sonuç açıktır: arabuluculukta geçerli bir anlaşmanın kurulabilmesi için avukatın vekâletnamesinde söz konusu yetkilerin açıkça yer alması gerekmektedir.

Vekaletnamede yer alan "her türlü hukuki yola başvurmaya" gibi genel ifadeler, HMK m.74'te aranan özel yetki şartını karşılamamaktadır.

Vekilin özel yetkisi bulunmaksızın anlaşma belgesini imzalaması hâlinde anlaşma kesin geçersiz değil, askıda niteliği taşımaktadır. Asıl, sonradan anlaşmaya icazet verebilir; icazet verildiği takdirde anlaşma başlangıçtan itibaren geçerli sayılır. İcazet, açık (yazılı bildirim) ya da örtülü (anlaşma uyarınca edimleri ifa etmeye başlama) biçimde gerçekleşebilir. İcazet verilmemesi hâlinde ise asıl, anlaşmadan etkilenmemekte; karşı tarafın icra edilebilirlik şerhi talebi reddedilebilmektedir. Şu hâlde anlaşma belgesinin imzalanmış olduğu, ne var ki henüz icazet alınmadığı dosyalar, hukuki belirsizlik kaynağı oluşturmaktadır.

2. Tüzel kişilerde temsil

Anonim ve limited şirketlerde temsil yetkisi, yönetim kuruluna ya da müdürlere aittir (TTK m.370, m.623). Söz konusu yetki, kural olarak imza sirküleri üzerinden tespit edilmektedir. Avukata vekâletname verilmiş olması hâlinde, vekâletnameyi veren yönetim kurulu üyesinin ya da müdürün şirketi tek başına temsil yetkisinin imza sirkülerinde gösterilmiş olması gerekmektedir.

Şahıs şirketleri bakımından da aynı esaslar geçerlidir.

Buna karşılık iş arabuluculuğunda kanun koyucu, işveren bakımından özel bir kolaylık öngörmüştür. İş M.K. m.3/18'in son cümlesi şu şekildedir:

"İşverenin yazılı belgeyle yetkilendirdiği çalışanı da görüşmelerde işvereni temsil edebilir ve son tutanağı imzalayabilir."

Söz konusu özel düzenleme uyarınca, avukat olmayan bir çalışan da işvereni temsil edebilmektedir. Yetkilendirme belgesinin noter onaylı olması aranmaz; adi yazılı belge yeterlidir. Söz konusu özel düzenleme yalnızca iş arabuluculuğu bakımından geçerli olup; ticari, tüketici ve kira gibi diğer dava şartı arabuluculuk türlerinde tüzel kişiler bakımından genel kurallar uygulanır.

3. Kanuni temsil: vasi, kayyım, küçük ya da kısıtlı

Tarafların kısıtlı ya da küçük olduğu hâllerde, sürece kanuni temsilci (vasi, veli, kayyım) katılmaktadır. Kanuni temsilcinin yapacağı sulh çoğu hâlde vesayet makamının (sulh hukuk mahkemesi) onayına tabidir (TMK m.462-463). Vasi ya da kayyım, başkasının malvarlığı ile ilgili önemli işlemleri kendi başına yapamaz; mahkemenin önceden iznini almak zorundadır. Söz konusu onay alınmaksızın yapılan anlaşma hüküm doğurmaz.

4. Birden çok mirasçının temsili

Mirasın tasfiyesi ve ortaklığın giderilmesi gibi uyuşmazlıklarda taraflar konumunda yer alanlar mirasçılardır. Bu durumda her mirasçının ayrı vekâletname vermesi ya da mirasçıların tek bir vekili müştereken yetkilendirmesi gerekmektedir. Şu hâlde mirasçıların menfaatlerinin çatışabileceği bir konuda aynı avukatın birden fazla mirasçıyı temsil etmesi, etik bakımdan tartışmalı bir alana girmektedir; bu konu için Aynı Avukatın Birden Çok Paydaşı Temsili başlıklı yazıya bakılabilir.

5. Yabancı vekâletnameler ve apostil

Yurt dışında bulunan bir tarafça verilen vekâletnamenin Türkiye'de kullanılabilmesi için; ya Türk konsolosluğunda düzenlenmiş olması ya da bulunulan ülkenin noterinde düzenlenip apostil şerhi (1961 Lahey Sözleşmesi'ne taraf ülkeler bakımından) ile tasdik edilmesi gerekmektedir. Türkçe olmayan vekâletnamenin yeminli tercüman tarafından Türkçeye çevrilmesi ve çevirinin onaylanması da zorunludur.

Kaynakça ve daha fazla okuma

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut bir uyuşmazlık hakkında hukuki tavsiye yerine geçmez. Bir vekâletnamenin arabuluculuk için yeterli olup olmadığının ve temsil yetkisinin geçerliliğinin tespiti her olayın somut özelliklerine göre değişir. Belirli bir olayda yürürlükteki mevzuat metni ve güncel içtihatla birlikte değerlendirme yapılması önerilir.