Tüm yazılar

Ortaklığın Giderilmesinde Dava Şartı Arabuluculuk: Çok Taraflılık, Ulaşılamayan Hissedar ve Kısmi Anlaşma

Uzman arabulucular için · Dayanak: 6325 sayılı Kanun m.18/B, TMK m.640-699, HMK m.59, 2026 Arabuluculuk Tarifesi m.7/(6) · Genel bilgilendirme yazısıdır.

7445 sayılı Kanunla 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/B'ye eklenen düzenleme uyarınca; taşınır ve taşınmazların paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklar, 1.9.2023 itibarıyla dava şartı arabuluculuk kapsamına alınmıştır. O tarihten bu yana arabulucuların dosya tevziatlarında en zorlayıcı kategorilerden birini "ortaklığın giderilmesi" başlığı oluşturmaktadır. Aşağıda, uygulayıcı bakımından pratikte sürekli karşılaşılan altı çekirdek mesele ele alınmaktadır: (i) zorunlu dava arkadaşlığı ve taraf teşkili, (ii) tapuda görünmeyen mirasçılar, (iii) ulaşılamayan paydaş, (iv) çok taraflı dosyalarda görüşme yapılamadan anlaşmama, (v) kısmi anlaşma imkânı, (vi) anlaşma türleri ve icra edilebilirlik şerhi.

1. Hukuki çerçeve: dava şartı arabuluculuğun kapsamı

6325 sayılı Kanun m.18/B, 7445 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonucunda, taşınır ve taşınmazların paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıkları dava şartı arabuluculuk kapsamına almıştır. Söz konusu kapsam, hem paylı mülkiyetin (TMK m.688 vd.) hem elbirliği mülkiyetinin (TMK m.701 vd.) sona erdirilmesini içermektedir. Şu hâlde miras ortaklığında elbirliği mülkiyetinin sona erdirilmesi (TMK m.640 vd.) ile sulh hukuk mahkemesinde görülen klasik izale-i şüyu davaları, bu kategorinin omurgasını oluşturur.

Kanun koyucu, ortaklığın giderilmesi uyuşmazlıklarını arabuluculuk kapsamına almakla iki temel amacı gözetmiştir: ilk olarak, dava açılmadan önce paydaşların aralarında bir uzlaşma denemesi yapmaları; ikinci olarak, taşınmazlardaki çok paydaşlı yapının yol açtığı uzun yargılama sürelerinin kısaltılması. Ne var ki ortaklığın giderilmesi uyuşmazlıklarının yapısal özellikleri — zorunlu dava arkadaşlığı, paydaş sayısının yüksekliği, mirasçı ilişkilerinin karmaşıklığı — arabuluculuk sürecinin yönetimi bakımından özgün güçlükler doğurmaktadır.

2. Zorunlu dava arkadaşlığı: tüm paydaşların katılım zorunluluğu

Ortaklığın giderilmesi davası, klasik bir zorunlu dava arkadaşlığı örneğini teşkil eder. HMK m.59 hükmü, maddi hukuk gereği ortaya çıkan birlikte hareket etme zorunluluğunu öngörmekte ve ortaklığın giderilmesi davasında tüm paydaşların taraf konumunda bulunması ise bir maddi hukuk gereği olarak belirmektedir. Zira mahkeme hükmü, paydaşların mülkiyet hakkını birlikte etkileyecek bir nitelik taşımakta ve bir ya da birkaç paydaşın eksik bırakılması sonucu verilecek herhangi bir karar, hem usul kuralları hem de hakkın özüne aykırılık oluşturacaktır.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2020/821 E., 2020/3674 K., 15.06.2020 tarihli kararı; alacaklının İİK m.121 çerçevesinde açtığı ortaklığın giderilmesi davasında dahi, borçlu ortak da dahil olmak üzere tüm paydaşların davaya katılmasının zorunlu olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu ilke, arabuluculuk sürecine de doğrudan yansımaktadır: arabuluculuk başvurusu yapılırken tüm paydaşların taraf olarak gösterilmemiş olması, sürecin sıhhati bakımından ciddi bir eksiklik oluşturur. Tek bir paydaşın dahi eksik bırakılması, ileride açılacak davada arabuluculuk şartının "tüketilmediği" itirazına zemin hazırlayabilmektedir.

3. Taraf tespiti: tapu kaydı ve mirasçılık belgesi

Arabuluculuk başvurusunun alınmasının ardından gerçekleştirilmesi gereken ilk teknik denetim, paydaşların tam ve doğru biçimde tespit edilmesidir. Söz konusu denetim iki katmanlı bir incelemeyi gerektirir:

Tapuda görünmeyen mirasçılar meselesi, çok taraflı dosyalarda en sık karşılaşılan aksaklık kaynağıdır. Murisin ölüm tarihinden itibaren mirasçıların tescili gerçekleştirilmemişse, tapu sicilinde muris hâlâ malik konumunda görünebilmektedir. Şu hâlde muris kaydının doğrudan başvuruya alınması teknik olarak isabetsizdir; başvuru, muris adına değil mirasçıları adına yapılmalıdır. Arabulucu, tapudaki muris kaydını gördüğü an başvurucudan mirasçılık belgesi talep etmeli ve mirasçıları başvuruya dahil etmelidir.

4. Mirasçı eksikliği ve sonradan eklenmesi

Süreç başladıktan sonra, ihmal edilmiş bir mirasçının ya da başka bir paydaşın varlığının fark edilmesi hâlinde iki seçenek söz konusu olabilir:

Aynı kişinin başvuruda iki kez yazılmış olması hâlinde arabulucu, başvurucudan kısa bir düzeltme beyanı alarak mükerrer kaydı silebilir; bu yöntem hem süreci basitleştirir hem de ilerideki itirazların önüne geçer.

5. Davet mektubunun gönderilmesi

Çok taraflı dosyalarda en kritik aşamayı, davet mektubunun tüm paydaşlara ulaştırılması oluşturmaktadır. Uygulamada sırasıyla şu yollar denenmektedir:

Ulaşılamayan paydaş bakımından arabulucunun yapması gereken, denenen her yolu ve bunların sonuçlarını sistematik biçimde tutanağa yansıtmaktır. Yargılama aşamasında mahkeme, arabulucunun makul ölçüde gayret gösterip göstermediğini söz konusu kayıtlara dayanarak değerlendirecektir.

6. "Görüşme yapılamadan anlaşmama" tutanağı

Çok taraflı dosyalarda fiili bir görüşmeye geçilemeden sürecin son tutanakla kapatılması, uygulamada sıkça karşılaşılan bir durumdur. Arabulucu tüm taraflara makul ölçüde ulaşmaya çalıştığı hâlde tüm tarafları eksiksiz bir araya getirememişse, "görüşme yapılamadan anlaşmama" şeklinde son tutanak düzenleyebilir. Söz konusu tutanak, arabuluculuk faaliyetinin hiç başlamadığı anlamına gelmez; süreç başlamış, ne var ki müzakere yapılamadan sona ermiştir.

Bu tutanağın hukuki sonucu şudur: dava şartı kural olarak tüketilmiş sayılır ve dava açma yolu açılır. Bununla birlikte ihtiyatlı bir yaklaşım, tutanakta hangi paydaşların müzakereye katıldığı ile hangilerinin katılmadığı veya kendisine ulaşılamadığı bilgisini ayrı ayrı belirtmektir. Söz konusu bilgi, dava aşamasında HMK m.59 çerçevesindeki zorunlu dava arkadaşlığı bakımından mahkeme açısından da değer taşımaktadır.

7. Kısmi anlaşma imkânı

Ortaklığın giderilmesi uyuşmazlığının doğası, kural olarak "tam çözüm" gerektirmektedir; zira paydaşlığın sona ermesi tüm paydaşların ortak iradesini zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle bir kısım paydaşın anlaşıp diğerinin anlaşmadığı tablo, niteliği itibarıyla "kısmi anlaşma" olarak nitelendirilemez. Bununla birlikte iki istisnai senaryo söz konusu olabilir:

Her iki hâlde de arabulucunun süreci ne ölçüde kapatıp ne ölçüde sürdüreceği, paydaşların açık iradesi çerçevesinde şekillenir; arabulucunun bu yönde re'sen karar vermesi isabetli görünmemektedir.

8. Anlaşma türleri: aynen taksim, hisse devri ve satış suretiyle giderilme

Tarafların ortaklığın giderilmesi konusunda varacakları anlaşma, TMK m.699 çerçevesinde üç temel biçim altında ortaya çıkabilmektedir:

Anlaşma belgesinin hangi seçeneği öngördüğü, sonraki icra ve tapu işlemlerini doğrudan belirlemektedir. Şu hâlde anlaşma metninde seçeneğin açık ve denetlenebilir biçimde tanımlanması, ödeme şartlarının, devir tarihinin, masraf paylaşımının ve tapu işlemleri bakımından kullanılacak yetkinin düzenlenmesi zorunludur.

9. Satış suretiyle giderilme ve Adalet Bakanlığı'nın görüşü

Uygulamada en sık soru doğuran nokta, taraflarca "satış suretiyle giderilme" yönünde anlaşmaya varılması hâlinde sürecin ne şekilde yürütüleceğidir. Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü'nün 15.02.2024 tarihli ve E-73640249-045.02[02]-9-2024-136/5056 sayılı yazısı, bu konuda iki temel açıklamaya yer vermektedir:

Söz konusu görüş, satışın arabuluculukta kararlaştırılması hukuken meşru olmakla birlikte, işleyiş bakımından mahkeme denetimini zorunlu kıldığını ortaya koymaktadır. Anlaşma metninde, satış memurunun görevlendirilmesi için mahkemeye başvurulacağı, satışın İİK hükümlerine göre yapılacağı ve elde edilecek bedelin hisseler oranında paylaştırılacağı açıkça düzenlenmelidir.

10. Ücret hesabı: 2026 Tarifesi m.7/(6)

Anlaşma sağlanması hâlinde arabuluculuk ücreti, 2026 Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi m.7/(6) çerçevesinde Tarifenin İkinci Kısmındaki kademeli nispi oranlara göre belirlenmektedir. Söz konusu hüküm; ortaklığın giderilmesi ile ticari uyuşmazlıkları aynı asgari eşiğe bağlamış ve bu eşiği Tarifede belirlenen tutarın altına inemeyecek biçimde düzenlemiştir.

Uygulamada bu noktada en çok karşılaşılan soru, matrah, üzerinde anlaşılan para mı yoksa taşınmazın değeri mi olacaktır. Tarife İkinci Kısma göre anlaşılan miktar üzerinden hesaplama yapılmasını öngörmektedir. Şu hâlde:

Hesaplanan nispi ücretin m.7/(6)'da öngörülen asgari eşiğin altında kalması hâlinde söz konusu eşik uygulanır. Anlaşmama hâlinde Tarife m.7/(3) uyarınca Birinci Kısma — Birinci Kısım m.6 "Ortaklığın Giderilmesi Uyuşmazlıkları" kategorisine — geçilmekte ve ücret, saatlik esasa ve taraf sayısı kademesine göre hesaplanmaktadır.

11. Uygulamaya ilişkin notlar: çok taraflı dosyada yöntem

Uygulamada çok taraflı ortaklık dosyalarının sağlıklı bir biçimde yürütülmesi için bazı disiplinlerin gözetilmesi yerinde olacaktır:

Kaynak ve daha fazla okuma

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut bir uyuşmazlık hakkında hukuki tavsiye yerine geçmez. Tarife rakamları yürürlükteki Tarifenin eki çizelgelerinde yer alır ve dönemsel olarak güncellenebilir. Adalet Bakanlığı görüş yazıları idari nitelikte olup mahkemeleri bağlamamakla birlikte, uygulamada yol göstericidir. Belirli bir olayda yürürlükteki mevzuat metni ve güncel içtihatla birlikte değerlendirme yapılması önerilir.