Ortaklığın Giderilmesinde Dava Şartı Arabuluculuk: Çok Taraflılık, Ulaşılamayan Hissedar ve Kısmi Anlaşma
7445 sayılı Kanunla 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/B'ye eklenen düzenleme uyarınca; taşınır ve taşınmazların paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklar, 1.9.2023 itibarıyla dava şartı arabuluculuk kapsamına alınmıştır. O tarihten bu yana arabulucuların dosya tevziatlarında en zorlayıcı kategorilerden birini "ortaklığın giderilmesi" başlığı oluşturmaktadır. Aşağıda, uygulayıcı bakımından pratikte sürekli karşılaşılan altı çekirdek mesele ele alınmaktadır: (i) zorunlu dava arkadaşlığı ve taraf teşkili, (ii) tapuda görünmeyen mirasçılar, (iii) ulaşılamayan paydaş, (iv) çok taraflı dosyalarda görüşme yapılamadan anlaşmama, (v) kısmi anlaşma imkânı, (vi) anlaşma türleri ve icra edilebilirlik şerhi.
1. Hukuki çerçeve: dava şartı arabuluculuğun kapsamı
6325 sayılı Kanun m.18/B, 7445 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonucunda, taşınır ve taşınmazların paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıkları dava şartı arabuluculuk kapsamına almıştır. Söz konusu kapsam, hem paylı mülkiyetin (TMK m.688 vd.) hem elbirliği mülkiyetinin (TMK m.701 vd.) sona erdirilmesini içermektedir. Şu hâlde miras ortaklığında elbirliği mülkiyetinin sona erdirilmesi (TMK m.640 vd.) ile sulh hukuk mahkemesinde görülen klasik izale-i şüyu davaları, bu kategorinin omurgasını oluşturur.
Kanun koyucu, ortaklığın giderilmesi uyuşmazlıklarını arabuluculuk kapsamına almakla iki temel amacı gözetmiştir: ilk olarak, dava açılmadan önce paydaşların aralarında bir uzlaşma denemesi yapmaları; ikinci olarak, taşınmazlardaki çok paydaşlı yapının yol açtığı uzun yargılama sürelerinin kısaltılması. Ne var ki ortaklığın giderilmesi uyuşmazlıklarının yapısal özellikleri — zorunlu dava arkadaşlığı, paydaş sayısının yüksekliği, mirasçı ilişkilerinin karmaşıklığı — arabuluculuk sürecinin yönetimi bakımından özgün güçlükler doğurmaktadır.
2. Zorunlu dava arkadaşlığı: tüm paydaşların katılım zorunluluğu
Ortaklığın giderilmesi davası, klasik bir zorunlu dava arkadaşlığı örneğini teşkil eder. HMK m.59 hükmü, maddi hukuk gereği ortaya çıkan birlikte hareket etme zorunluluğunu öngörmekte ve ortaklığın giderilmesi davasında tüm paydaşların taraf konumunda bulunması ise bir maddi hukuk gereği olarak belirmektedir. Zira mahkeme hükmü, paydaşların mülkiyet hakkını birlikte etkileyecek bir nitelik taşımakta ve bir ya da birkaç paydaşın eksik bırakılması sonucu verilecek herhangi bir karar, hem usul kuralları hem de hakkın özüne aykırılık oluşturacaktır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2020/821 E., 2020/3674 K., 15.06.2020 tarihli kararı; alacaklının İİK m.121 çerçevesinde açtığı ortaklığın giderilmesi davasında dahi, borçlu ortak da dahil olmak üzere tüm paydaşların davaya katılmasının zorunlu olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu ilke, arabuluculuk sürecine de doğrudan yansımaktadır: arabuluculuk başvurusu yapılırken tüm paydaşların taraf olarak gösterilmemiş olması, sürecin sıhhati bakımından ciddi bir eksiklik oluşturur. Tek bir paydaşın dahi eksik bırakılması, ileride açılacak davada arabuluculuk şartının "tüketilmediği" itirazına zemin hazırlayabilmektedir.
3. Taraf tespiti: tapu kaydı ve mirasçılık belgesi
Arabuluculuk başvurusunun alınmasının ardından gerçekleştirilmesi gereken ilk teknik denetim, paydaşların tam ve doğru biçimde tespit edilmesidir. Söz konusu denetim iki katmanlı bir incelemeyi gerektirir:
- Tapu kaydı incelenmesi. Uyuşmazlık konusu taşınmazın güncel tapu kaydı (uygulamada paydaşlarca temin edilen belgeler ve/veya UYAP üzerinden yapılan tapu sorgusu) ile başvuruda gösterilen paydaşların örtüştüğü doğrulanır.
- Mirasçılık belgesi denetimi. Paydaşlardan birinin vefat etmiş olması hâlinde, tapu kaydında ölen kişinin mirasçıları henüz tescil edilmemiş olabilir. Bu durumda mirasçılık belgesi (TMK m.598) aracılığıyla mirasçıların tespiti yapılabilir. Belgede adı geçen tüm mirasçıların başvuruda taraf olarak yer alması gerekmektedir.
Tapuda görünmeyen mirasçılar meselesi, çok taraflı dosyalarda en sık karşılaşılan aksaklık kaynağıdır. Murisin ölüm tarihinden itibaren mirasçıların tescili gerçekleştirilmemişse, tapu sicilinde muris hâlâ malik konumunda görünebilmektedir. Şu hâlde muris kaydının doğrudan başvuruya alınması teknik olarak isabetsizdir; başvuru, muris adına değil mirasçıları adına yapılmalıdır. Arabulucu, tapudaki muris kaydını gördüğü an başvurucudan mirasçılık belgesi talep etmeli ve mirasçıları başvuruya dahil etmelidir.
4. Mirasçı eksikliği ve sonradan eklenmesi
Süreç başladıktan sonra, ihmal edilmiş bir mirasçının ya da başka bir paydaşın varlığının fark edilmesi hâlinde iki seçenek söz konusu olabilir:
- Başvurucudan talep alarak ekleme. Başvurucu, yazılı talebiyle eksik paydaşların dosyaya eklenmesini isteyebilir. Arabulucu söz konusu talep üzerine UYAP üzerinden gerekli değişikliği yapar ve eklenen tarafa davet mektubunu yeniden gönderir. Söz konusu yöntem, sürecin sıhhati bakımından en güvenli yol olarak görünmektedir.
- Süreci eksik paydaşla sonlandırma. Başvurucunun eksikliği gidermek istememesi ya da bunu sağlayamaması hâlinde arabulucu, sürecin eksik paydaşlarla devam edemeyeceğini değerlendirerek son tutanağı düzenleyebilir. Bu durumda dava şartının tüketilip tüketilmediği tartışmaya açık kalır; şu hâlde en ihtiyatlı yaklaşım, eksikliğin niteliğini son tutanakta açıkça belgelemek ve dava aşamasında değerlendirmeyi mahkemeye bırakmak olur.
Aynı kişinin başvuruda iki kez yazılmış olması hâlinde arabulucu, başvurucudan kısa bir düzeltme beyanı alarak mükerrer kaydı silebilir; bu yöntem hem süreci basitleştirir hem de ilerideki itirazların önüne geçer.
5. Davet mektubunun gönderilmesi
Çok taraflı dosyalarda en kritik aşamayı, davet mektubunun tüm paydaşlara ulaştırılması oluşturmaktadır. Uygulamada sırasıyla şu yollar denenmektedir:
- Telefon ve e-posta üzerinden bilgilendirme. Telefon veya e-posta yoluyla bilgilendirme yapılması, süreçle ilgili tarafı bilgilendirme ödevi bakımından uygulamada en çok uygulanan yöntemdir.
- Mernis adresine gönderme. Paydaşın güncel adres kaydının bulunup bulunmadığı Mernis üzerinden sorgulanır ve mevcut adrese davet ile bilgilendirme mektubu gönderilebilir.
- Yurt dışındaki taraf. Yurt dışındaki paydaşa arabulucu tarafından doğrudan posta yoluyla davet ve bilgilendirme mektubu gönderilmesi, sonuç doğurmayan bir girişim olarak kalabilir. Şu hâlde başvurucudan yurt dışı adresine ulaşıma elverişli iletişim bilgisi temin etmek; gerektiğinde vekaletle temsil edilip edilmediğini sorgulamak yerinde olacaktır.
Ulaşılamayan paydaş bakımından arabulucunun yapması gereken, denenen her yolu ve bunların sonuçlarını sistematik biçimde tutanağa yansıtmaktır. Yargılama aşamasında mahkeme, arabulucunun makul ölçüde gayret gösterip göstermediğini söz konusu kayıtlara dayanarak değerlendirecektir.
6. "Görüşme yapılamadan anlaşmama" tutanağı
Çok taraflı dosyalarda fiili bir görüşmeye geçilemeden sürecin son tutanakla kapatılması, uygulamada sıkça karşılaşılan bir durumdur. Arabulucu tüm taraflara makul ölçüde ulaşmaya çalıştığı hâlde tüm tarafları eksiksiz bir araya getirememişse, "görüşme yapılamadan anlaşmama" şeklinde son tutanak düzenleyebilir. Söz konusu tutanak, arabuluculuk faaliyetinin hiç başlamadığı anlamına gelmez; süreç başlamış, ne var ki müzakere yapılamadan sona ermiştir.
Bu tutanağın hukuki sonucu şudur: dava şartı kural olarak tüketilmiş sayılır ve dava açma yolu açılır. Bununla birlikte ihtiyatlı bir yaklaşım, tutanakta hangi paydaşların müzakereye katıldığı ile hangilerinin katılmadığı veya kendisine ulaşılamadığı bilgisini ayrı ayrı belirtmektir. Söz konusu bilgi, dava aşamasında HMK m.59 çerçevesindeki zorunlu dava arkadaşlığı bakımından mahkeme açısından da değer taşımaktadır.
7. Kısmi anlaşma imkânı
Ortaklığın giderilmesi uyuşmazlığının doğası, kural olarak "tam çözüm" gerektirmektedir; zira paydaşlığın sona ermesi tüm paydaşların ortak iradesini zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle bir kısım paydaşın anlaşıp diğerinin anlaşmadığı tablo, niteliği itibarıyla "kısmi anlaşma" olarak nitelendirilemez. Bununla birlikte iki istisnai senaryo söz konusu olabilir:
- Hisse devri yoluyla taraf sayısının azaltılması. Anlaşan paydaşlar, hisselerini birbirlerine devrederek paydaş sayısının azaltılması yönünde mutabakata varabilirler. Bu durumda anlaşma belgesi, hisse devrini düzenleyen taraflar arası bir akit olarak sınırlı geçerlilik taşımakta; uyuşmazlık devre dışı kalan paydaşlar arasında sürmektedir.
- Birden çok taşınmaz hâlinde dosyanın bölünmesi. Başvuruda birden fazla taşınmaz bulunması ve bunların bir kısmı üzerinde tam anlaşma sağlanırken diğerleri bakımından anlaşmaya ulaşılamaması hâlinde, gerçek anlamda bir kısmi anlaşmadan söz edilebilir. Bu durumda anlaşma sağlanan taşınmazlar için anlaşma belgesi düzenlenir.
Her iki hâlde de arabulucunun süreci ne ölçüde kapatıp ne ölçüde sürdüreceği, paydaşların açık iradesi çerçevesinde şekillenir; arabulucunun bu yönde re'sen karar vermesi isabetli görünmemektedir.
8. Anlaşma türleri: aynen taksim, hisse devri ve satış suretiyle giderilme
Tarafların ortaklığın giderilmesi konusunda varacakları anlaşma, TMK m.699 çerçevesinde üç temel biçim altında ortaya çıkabilmektedir:
- Aynen taksim. Taşınmazın fiziki olarak bölünebilir nitelikte olması ve her paydaşa bağımsız bir parçanın düşmesi koşuluyla gündeme gelmektedir. Söz konusu çözümün tapu siciline yansıtılması, imar mevzuatına ve ilgili sınırlamalara tabidir.
- Hisse devri (özgüleme). Bir paydaşın, diğer paydaşlardan hisselerini satın almak ya da devralmak suretiyle taşınmazda tek başına malik konumuna geçmesidir. Bu hâlde anlaşma belgesi, devir akdi niteliği taşımaktadır.
- Satış suretiyle giderilme. Taşınmazın satılması ve elde edilen bedelin paydaşlara hisseleri oranında paylaştırılmasıdır.
Anlaşma belgesinin hangi seçeneği öngördüğü, sonraki icra ve tapu işlemlerini doğrudan belirlemektedir. Şu hâlde anlaşma metninde seçeneğin açık ve denetlenebilir biçimde tanımlanması, ödeme şartlarının, devir tarihinin, masraf paylaşımının ve tapu işlemleri bakımından kullanılacak yetkinin düzenlenmesi zorunludur.
9. Satış suretiyle giderilme ve Adalet Bakanlığı'nın görüşü
Uygulamada en sık soru doğuran nokta, taraflarca "satış suretiyle giderilme" yönünde anlaşmaya varılması hâlinde sürecin ne şekilde yürütüleceğidir. Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü'nün 15.02.2024 tarihli ve E-73640249-045.02[02]-9-2024-136/5056 sayılı yazısı, bu konuda iki temel açıklamaya yer vermektedir:
- Satış suretiyle giderilme anlaşmada kararlaştırılabilir. TMK m.699 satışa hükmedilmesini öngörmekte olup, tarafların arabuluculukta bu yönde anlaşmaları hukuken caizdir.
- İcra edilebilirlik şerhinde satış memuru görevlendirilmesi gerekmektedir. Sulh hukuk mahkemesi, anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi verirken aynı zamanda satış memurunu da görevlendirmelidir. Söz konusu işlem ne tapuya doğrudan başvuru ne de doğrudan satış memurluğuna başvuru yoluyla yürütülebilir; satışların İcra ve İflas Kanunu hükümlerine uygun biçimde gerçekleştirilmesi zorunludur.
Söz konusu görüş, satışın arabuluculukta kararlaştırılması hukuken meşru olmakla birlikte, işleyiş bakımından mahkeme denetimini zorunlu kıldığını ortaya koymaktadır. Anlaşma metninde, satış memurunun görevlendirilmesi için mahkemeye başvurulacağı, satışın İİK hükümlerine göre yapılacağı ve elde edilecek bedelin hisseler oranında paylaştırılacağı açıkça düzenlenmelidir.
10. Ücret hesabı: 2026 Tarifesi m.7/(6)
Anlaşma sağlanması hâlinde arabuluculuk ücreti, 2026 Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi m.7/(6) çerçevesinde Tarifenin İkinci Kısmındaki kademeli nispi oranlara göre belirlenmektedir. Söz konusu hüküm; ortaklığın giderilmesi ile ticari uyuşmazlıkları aynı asgari eşiğe bağlamış ve bu eşiği Tarifede belirlenen tutarın altına inemeyecek biçimde düzenlemiştir.
Uygulamada bu noktada en çok karşılaşılan soru, matrah, üzerinde anlaşılan para mı yoksa taşınmazın değeri mi olacaktır. Tarife İkinci Kısma göre anlaşılan miktar üzerinden hesaplama yapılmasını öngörmektedir. Şu hâlde:
- Hisse devri söz konusu ise matrah, devir bedelinden ibarettir.
- Satış suretiyle giderilme kararlaştırılmışsa matrah, tarafların anlaşma anında satış hedef bedeli olarak öngördükleri ve anlaşma metnine yansıttıkları tutardır; bu tutarın açıkça yazılmamış olması hâlinde rayiç değer üzerinden bir taban belirlenmesi pratik bir çözüm sunmaktadır.
- Aynen taksimde ise üzerinde anlaşılan bir para tutarı bulunmamakta olup, söz konusu hâl Tarife sisteminde tartışmalıdır. Bir yoruma göre taşınmazın rayiç değeri matrah olarak kabul edilmelidir; başka bir yoruma göre ise anlaşma belgesinde tarafların açıkça değerleme yapmaları aranmalıdır. Şu hâlde ihtiyatlı yol, ücret sözleşmesinde matrahın önceden açık biçimde düzenlenmesidir.
Hesaplanan nispi ücretin m.7/(6)'da öngörülen asgari eşiğin altında kalması hâlinde söz konusu eşik uygulanır. Anlaşmama hâlinde Tarife m.7/(3) uyarınca Birinci Kısma — Birinci Kısım m.6 "Ortaklığın Giderilmesi Uyuşmazlıkları" kategorisine — geçilmekte ve ücret, saatlik esasa ve taraf sayısı kademesine göre hesaplanmaktadır.
11. Uygulamaya ilişkin notlar: çok taraflı dosyada yöntem
Uygulamada çok taraflı ortaklık dosyalarının sağlıklı bir biçimde yürütülmesi için bazı disiplinlerin gözetilmesi yerinde olacaktır:
- İlk oturumdan önce paydaş tablosunun hazırlanması. Tapu kaydı, mirasçılık belgeleri ve başvurudaki taraf listesi karşılaştırılarak bir tablo oluşturulmalı; her tarafın adres, iletişim ve temsil durumu kayıt altına alınmalıdır.
- Telekonferans imkânının gündeme alınması. Farklı şehir/ülkelerde bulunan paydaşlar bakımından telekonferans yolu, katılımı olanaklı kılan en pratik araç olarak öne çıkmaktadır.
- Müzakere gündeminin önceden paylaşılması. "Aynen taksim mi, hisse devri mi, yoksa satış suretiyle giderilme mi?" sorusu oturumdan önce paydaşlara açıkça iletilmeli; oturumda yalnızca seçeneğin ayrıntıları görüşülmelidir.
- Anlaşma metninde teknik ayrıntıların ihmal edilmemesi. Tapu işlemleri için kullanılacak yetki, masraf paylaşımı, ödeme takvimi, satış memuru görevlendirme talebi ve paylaşım yöntemi açıkça düzenlenmelidir.
Kaynak ve daha fazla okuma
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, m.18/B (taşınır ve taşınmazların paylaştırılması ve ortaklığın giderilmesi), m.18 (anlaşma belgesi ve ilam niteliği).
- 7445 sayılı Kanun, m.37 (6325 sayılı Kanun'da yapılan değişiklikler; yürürlük 1.9.2023).
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m.640-651 (miras ortaklığının paylaştırılması), m.688-700 (paylı mülkiyet), m.699 (paylaşma biçimi), m.701-703 (elbirliği mülkiyeti).
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m.59 (zorunlu dava arkadaşlığı), m.114-115 (dava şartları).
- 2026 Yılı Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi, m.7/(6) (ortaklığın giderilmesi anlaşmasında ücret) ve Birinci Kısım m.6 (saatlik tarife).
- Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 2020/821 E., 2020/3674 K., 15.06.2020 (alacaklının açtığı ortaklığın giderilmesi davasında borçlu dahil tüm paydaşların zorunlu dava arkadaşlığı).
- T.C. Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü Arabuluculuk Daire Başkanlığı, 15.02.2024 tarihli ve E-73640249-045.02[02]-9-2024-136/5056 sayılı görüş yazısı (ortaklığın satış suretiyle giderilmesi anlaşmalarında icra edilebilirlik şerhi ve satış memuru görevlendirilmesi).
- Yenice Ceylan, Özge: "Ortaklığın Giderilmesinde Dava Şartı Arabuluculuk", İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.14 S.2 (2023), s.510-525.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut bir uyuşmazlık hakkında hukuki tavsiye yerine geçmez. Tarife rakamları yürürlükteki Tarifenin eki çizelgelerinde yer alır ve dönemsel olarak güncellenebilir. Adalet Bakanlığı görüş yazıları idari nitelikte olup mahkemeleri bağlamamakla birlikte, uygulamada yol göstericidir. Belirli bir olayda yürürlükteki mevzuat metni ve güncel içtihatla birlikte değerlendirme yapılması önerilir.