Ticari Uyuşmazlıklarda Dava Şartı Arabuluculuk
Ticari hayat; hızlı bir karar verme süreci, kesin bir sonuç ve güvenilir bir uygulama beklentisi etrafında şekillenmektedir. Şu hâlde mahkeme süreçlerinin uzunluğu, ticari ilişkinin doğasıyla çoğu zaman bağdaşmamaktadır. Kanun koyucu söz konusu gerilimi gidermek amacıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na m.5/A hükmünü eklemiş ve konusu para alacağı ya da tazminat olan belirli ticari uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuğu zorunlu kılmıştır.
1. Kapsam: hangi ticari uyuşmazlıklar?
Türk Ticaret Kanunu m.5/A, 7445 sayılı Kanunla 1.9.2023 itibarıyla yürürlüğe giren güncel lafzıyla; TTK m.4 anlamında ticari dava sayılan ve konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasını bir dava şartı olarak öngörmektedir. Söz konusu kapsam tipik olarak aşağıdaki uyuşmazlıkları içermektedir:
- Ticari satım, hizmet, eser, taşıma ve benzeri sözleşmelerden doğan para alacakları,
- Sözleşmeye aykırılıktan doğan tazminat talepleri,
- Haksız rekabetten doğan tazminat talepleri,
- Ticari ilamsız icra takibine itiraz hâlinde açılacak itirazın iptali davaları,
- Ticari ilişkiden kaynaklanan menfi tespit ve istirdat davaları,
- Şirket ortakları arasındaki para ödemesine ilişkin belirli talepler (TTK m.4 kapsamında ticari sayılanlar).
Buna karşılık konusu para alacağı veya tazminat olmayan ticari davalar — örneğin tespit, iptal, fesih davaları ile para ödeme talebi içermeyen eda davaları — dava şartı arabuluculuğun kapsamı dışında kalmaktadır. 2023 öncesi dönemde Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 13.2.2020 tarihli 2020/85 E., 2020/454 K. sayılı uyuşmazlığın giderilmesi kararı, ticari menfi tespit davalarını dava şartı kapsamı dışında değerlendirmekteydi; ne var ki 7445 sayılı Kanunla söz konusu içtihat aşılmış ve menfi tespit ile istirdat davaları açıkça TTK m.5/A'ya eklenmiştir.
2. Süreler ve takvim disiplini
Ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk; görevlendirme tarihinden itibaren özel kanunda öngörülen altı haftalık bir süre içinde tamamlanmaktadır. Söz konusu süre, gerektiğinde iki hafta daha uzatılabilir. Süre kısıtının amacı, ticari işlerin belirsizlik içinde ve askıda kalmasının önlenmesidir.
3. Yetkili arabuluculuk bürosu ve usul
Başvuru, ticari davanın görüleceği mahkemenin bulunduğu yer arabuluculuk bürosuna yapılmaktadır. Büro, sicile kayıtlı arabulucular arasından görevlendirme yapar. Tarafların ortak iradeyle belirli bir arabulucu üzerinde uzlaşmaları da mümkün olup uygulamada sıkça başvurulan bir yoldur.
4. Tarafların ve vekillerinin rolü
Ticari arabuluculukta sürecin başarısı, büyük ölçüde tarafları temsil edenlerin sahip olduğu yetkinin kapsamına bağlıdır. Tüzel kişi taraflar bakımından, karar alma yetkisini haiz bir temsilcinin müzakereye katılması gerekmektedir.
Vekiller bakımından da ticari arabuluculuk, klasik mahkeme savunmasından farklı bir hazırlık disiplini gerektirir: kanıt yerine çıkar haritası, argüman yerine ise seçenek listesi hazırlanması esas alınmalıdır.
5. Geçerli mazeret olmaksızın katılmama
Diğer dava şartı arabuluculuk türlerinde olduğu gibi, ticari arabuluculukta da taraflardan birinin ilk toplantıya geçerli bir mazeret göstermeksizin katılmaması hâlinde, yargılama giderleri ile vekâlet ücreti yönünden aleyhine sonuçlar doğmaktadır. Söz konusu hüküm, "dava şartını tüketmek" anlayışıyla yetinen tarafları gerçek bir müzakere zeminine çekmek amacıyla öngörülmüştür.
6. Anlaşma belgesinin ticari sonuçları
Tarafların anlaşmaya varması hâlinde düzenlenen anlaşma belgesi, diğer arabuluculuk türlerinden farklı olarak, yalnızca her iki tarafın avukatlarının birlikte imzalaması koşuluyla ilam niteliğinde belge sayılmakta ve doğrudan icra edilebilir nitelik kazanmaktadır (HUAK m.18/4). Ticari hayatın hızı göz önünde tutulduğunda söz konusu özellik; kararın ve ödemenin eş zamanlı biçimde netleştiği nadir araçlardan birini oluşturmaktadır.
Anlaşma metninde özellikle uyuşmazlığın konusu, ödeme takvimi ve vergisel boyut açıkça düzenlenmelidir. Belirsizlik içeren anlaşmalar, sonraki uyuşmazlıkların başlıca kaynağını oluşturmaktadır.
7. Anlaşmama hâli ve dava aşaması
Anlaşma sağlanamadığı takdirde düzenlenen son tutanak, dava dilekçesine eklenmek zorundadır. Söz konusu eksiklikle açılan dava, dava şartı yokluğundan usulden reddedilmektedir. Vekiller bakımından bu husus, sürecin en belirleyici biçimsel ayrıntılarından birini oluşturur.
Sonuç
Ticari uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk; doğru kullanıldığı takdirde ticari ilişkinin hızını koruyan etkin bir araca dönüşmektedir. Hesap netliği, yetkili katılım ve özenle hazırlanmış bir anlaşma metni; aylar sürebilecek bir davayı haftalar içinde icra edilebilir bir belgeye dönüştürebilmektedir. Şu hâlde sürecin gerçek değeri; biçimsel bir önkoşul olarak değil, ticari aklın gerektirdiği bir çözüm yolu olarak benimsendiğinde belirgin biçimde ortaya çıkmaktadır.
Kaynak ve daha fazla okuma
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, özellikle m.4 (ticari dava) ve m.5/A (ticari uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk)
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu.
- 7445 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (RG: 5.4.2023; TTK m.5/A'ya menfi tespit ve istirdat ibarelerini ekleyen düzenleme; yürürlük 1.9.2023).
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut bir uyuşmazlık hakkında hukuki tavsiye yerine geçmez. Belirli bir olay için yetkin bir hukuk profesyonelinden görüş alınması önerilir.