Tüm yazılar

İhtiyari ve Dava Şartı Arabuluculuk: Temel Farklar

Arabuluculuk Hukuku · Genel bilgilendirme yazısıdır, hukuki görüş niteliği taşımaz.

Türk hukukunda arabuluculuk, iki temel hâlde karşımıza çıkar: tarafların özgür iradeleriyle başvurdukları ihtiyari arabuluculuk ve bazı uyuşmazlık türlerinde dava açmadan önce mutlaka tüketilmesi gereken dava şartı arabuluculuk. Bu ikisi aynı yöntemin uygulamasıdır; ancak hukuki temelleri, başlama biçimleri ve sürecin işleyişi bakımından kayda değer farklar taşır.

1. Hukuki temel ve başlama biçimi

İhtiyari arabuluculuk, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun genel hükümlerinden doğar. Taraflar henüz dava açılmadan, derdest dava sırasında veya bir sözleşmedeki arabuluculuk şartına dayanarak süreci başlatabilirler. Başvurunun mahkemeye veya kuruma yapılması gerekmez; doğrudan bir arabulucuya başvurulması yeterlidir.

Dava şartı arabuluculuk ise belirli uyuşmazlık türlerinde dava açabilmenin önkoşulu olarak özel kanunlarla düzenlenmiştir. Başlıca dayanaklar şunlardır: iş uyuşmazlıklarında 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3; ticari uyuşmazlıklarda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.5/A; tüketici uyuşmazlıklarında 6502 sayılı Kanun m.73/A; kira, taşınır/taşınmaz paylaştırma ve ortaklığın giderilmesi, Kat Mülkiyeti Kanunundan kaynaklanan ve komşu hakkı uyuşmazlıklarında 6325 sayılı Kanun m.18/B. Bu uyuşmazlıklarda arabulucuya başvurulmadan dava açılırsa, mahkeme davayı dava şartı yokluğundan usulden reddeder.

2. İrade ve zorunluluk dengesi

İhtiyari arabuluculukta süreç tümüyle iradidir: başvuru, sürdürme ve sonlandırma tarafların özgür iradesine bağlıdır.

Dava şartı arabuluculukta ise iradilik katmanlıdır: tarafların arabuluculuk sürecine başvurma yükümlülüğü vardır ancak anlaşma yapma zorunluluğu yoktur. Bir başka deyişle taraflar, arabuluculuk sürecini başlatmak durumundadır; çözüm üretip üretmemekte ise yine serbesttirler.

3. Görevlendirme ve atama usulü

İhtiyari arabuluculukta arabulucu, tarafların ortak kararıyla seçilir. Tarafların güven duydukları, alanında uzman bir arabulucuyu seçme özgürlüğü vardır; bu seçim sürecin meşruiyetini güçlendirir.

Dava şartı arabuluculukta, tarafların ortak iradeleriyle bir arabulucu üzerinde anlaşmaları mümkün olmakla birlikte, çoğu hâlde başvuru adliye bünyesindeki arabuluculuk bürosuna yapılır ve büro, listedeki arabulucular arasından dosya tevzii yoluyla görevlendirme yapar. Bu görevlendirme, sürecin makul sürede başlamasını sağlamak amacıyla tasarlanmıştır.

4. Süreler ve süreç disiplini

İhtiyari arabuluculuk için Kanun, belirli bir tamamlanma süresi öngörmez. Süreyi taraflar ve arabulucu birlikte belirler.

Dava şartı arabuluculukta ise özel kanunlar, sürecin belirli ve sınırlı bir süre içinde tamamlanmasını arar. Süre, görevlendirmenin yapılmasıyla başlar ve zorunlu hâllerde uzatılabilir. Bu sürenin amacı, dava açma hakkını ölçüsüz biçimde geciktirmemektir. Sürenin sonunda anlaşma sağlanmamışsa süreç son tutanak ile sonlandırılır ve dava yolu açılır.

5. Sürecin sonu: son tutanak ve dava açma

Her iki türde de süreç, arabulucu tarafından düzenlenen son tutanak ile sona erer. Anlaşmama hâlinde dava şartı arabuluculuğun son tutanağı, dava dilekçesine eklenmek üzere mahkemeye sunulan kritik belgedir; bu belge olmaksızın açılan dava, dava şartı yokluğundan usulden reddedilir.

İhtiyari arabuluculukta ise anlaşmama hâlinde dava açma serbestçe mümkündür; son tutanağın dava dilekçesine eklenmesi zorunlu değildir, ancak ispat ve süre yönünden taraflar için faydalı olur.

6. Anlaşma belgesi ve hukuki etki

Tarafların anlaşmaya varması hâlinde düzenlenen anlaşma belgesi, her iki türde de aynı hukuki güce sahiptir. Belge, tarafların ve avukatlarının birlikte imzalaması hâlinde ilam niteliğinde belge sayılır. İcra edilebilirlik şerhi alınmasına gerek kalmadan icra edilebilir. Ticari nitelikteki uyuşmazlıklarda yalnızca taraf vekillerinin imzaladığı anlaşma belgesi, bu etkiyi sağlamaya muktedirdir. (HUAK m. 18/4) Bu, arabuluculuk anlaşmasını hızlı ve etkili bir uyuşmazlık çözümü yapan en önemli özelliklerden biridir.

7. Avukatla temsil

Her iki türde de avukatla temsil zorunlu değildir; ancak hukuki sonuçların ağırlığı, müzakere stratejisinin önemi ve anlaşma belgesinin doğrudan icra edilebilir nitelik kazanması, vekille katılımı uygulamada güçlü biçimde tavsiye edilebilir kılar.

Sonuç

İhtiyari arabuluculuk, tarafların kendi iradeleriyle çözüm aradığı saf bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Dava şartı arabuluculuk ise yargı yükünü azaltmak ve tarafları kendi çözümleri konusunda düşünmeye sevk etmek için kanun koyucu tarafından öngörülen ve dava açmanın önkoşulu olarak tasarlanan bir filtredir. İki yapı arasındaki fark hukuki temelden kaynaklansa da iyi yürütülmüş bir arabuluculukta ortaya çıkan değer aynıdır: tarafların kendi iradeleriyle ve sözleriyle hazırladıkları, sürdürülebilir bir çözüm.

Kaynak ve daha fazla okuma

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut bir uyuşmazlık hakkında hukuki tavsiye yerine geçmez. Belirli bir olay için yetkin bir hukuk profesyonelinden görüş alınması önerilir.