Tüm yazılar

İtirazın İptali Davasında Dava Şartı Arabuluculuk: Alacağın Niteliği ve Senet Türü

Uzman arabulucular için · Dayanak: TTK m.5/A, 6502 m.73/A, 6325 m.18/B, İİK m.67 · Genel bilgilendirme yazısıdır.

Bir arabulucuya atanan "İtirazın iptali" dosyası, hemen her arabulucunun zihninde aynı soruları doğurur: Bu dosya gerçekten dava şartına tabi mi? Tabiyse hangi kategori altında? Senet kambiyo niteliğindeyse durum değişir mi? İtirazın iptali ile menfi tespit arasındaki sınır nerede? Aidat alacağı için açılan takipte uygulama nasıl? Bu yazıda, itirazın iptali davasında dava şartı arabuluculuğun beş katmanlı haritasını çıkarıp, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarını inceleyeceğiz.

1. İtirazın iptali davasının hukuki niteliği ve dava şartı sorusu

İlamsız icra takibine yönelik itirazın iptali davası, alacağın varlığının tespiti yanında alacağın tahsilini de talep eden bir hukuki nitelik taşır. Dava şartı arabuluculuğun belirleyici eşiği, davanın "konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak veya tazminat talebi" olup olmadığıdır. İtirazın iptali davası bu eşiği doğal olarak karşılar.

Buradan sonraki ayrım, alacağın hukuki niteliğine dayanır: ticari mi, tüketici mi, iş hukuku kaynaklı mı, kira ilişkisinden mi? Her bir nitelik için farklı bir özel kanun hükmü uygulanır.

2. Ticari nitelikteki uyuşmazlıklar: TTK m.5/A'nın değişen lafzı

2018 yılında TTK'ya eklenen m.5/A hükmü, ilk kabulünde "ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında" arabuluculuğa başvurmayı dava şartı kılıyordu. Bu lafız altında bölge adliye mahkemeleri arasında "itirazın iptali ile menfi tespit davaları bu kapsama girer mi?" sorusu üzerine ciddi içtihat ayrılığı oluştu. Yargıtay aynı sorunu iki ayrı uyuşmazlığın giderilmesi kararı ile çözmeye çalıştı:

İki ayrı dairenin paralel davalar için farklı sonuçlara ulaşması, uygulamada tutarsızlık yarattı. Kanun koyucu bu içtihadi çelişkiyi 7445 sayılı Kanunla (RG 5.4.2023, yürürlük 1.9.2023) doğrudan kanun değişikliğiyle gidermiştir. Değişiklikle TTK m.5/A'nın birinci fıkrası yürürlükteki hâlini almıştır:

"(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır."

Bu yeni lafızla birlikte, 1.9.2023 tarihinden itibaren açılan ticari nitelikteki itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları, açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olması koşuluna bağlıdır. Yargıtay 19. HD'nin "menfi tespit dava şartı kapsamında değildir" yönündeki 2020 tarihli yaklaşımı, kanun değişikliğiyle yürürlükten düşmüştür. Aynı şekilde, Yargıtay 23. HD'nin itirazın iptali için verdiği çözüm, kanun değişikliğiyle pekiştirilmiş ve genelleştirilmiştir.

3. Tüketici nitelikteki uyuşmazlıklar: 6502 m.73/A

Tüketici işlemlerinden kaynaklanan alacak için başlatılan ilamsız icra takibinde itiraz edilirse, açılacak itirazın iptali davası tüketici mahkemesinde görülecek bir tüketici uyuşmazlığıdır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.73/A, tüketici mahkemesinde görülecek uyuşmazlıklarda — kanunda sayılan istisnalar dışında — dava açılmadan önce arabulucuya başvurmayı dava şartı olarak öngörür. Hüküm 7251 sayılı Kanunla 28.7.2020 itibarıyla yürürlüğe girmiştir.

TKHK m.73/A lafzı doğrudan "itirazın iptali, menfi tespit, istirdat" demese de Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2.5.2023 tarihli 2022/8500 E., 2023/1197 K. sayılı kararı, tüketici hukuku kaynaklı menfi tespit davalarında da arabuluculuğun dava şartı olarak aranması gerektiğini ortaya koymuştur. Bu karar, TTK m.5/A'nın 7445 ile değişen lafzının amaçsal mantığı ile uyumludur: tüketici mahkemesinde görülen menfi tespit, m.73/A'nın "tüketici mahkemesinde görülen uyuşmazlık" formülüne dahildir.

4. Kira ilişkisinden doğan itirazın iptali

7445 sayılı Kanunla 6325 sayılı Kanun m.18/B'ye eklenen düzenleme uyarınca, kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar 1.9.2023 itibarıyla dava şartı arabuluculuk kapsamına alınmıştır. Buna karşılık aynı hüküm, "kiralanan taşınmazların 2004 sayılı Kanuna göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler hariç olmak üzere" istisnasını içerir.

Bunun pratik sonuçları:

5. İş hukuku kaynaklı itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat

İşçi-işveren ilişkisinden doğan alacak ve tazminat (kıdem-ihbar tazminatı, fazla mesai, ücret) uyuşmazlıklarında, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3'ün ilk hâli yalnızca asıl alacak ve tazminat davalarında dava şartı arabuluculuk öngörmekteydi; bu alacaklarla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarının kapsama girip girmediği uygulamada tartışılıyordu.

7445 sayılı Kanun, TTK m.5/A için yaptığı düzenlemeye paralel olarak 7036 m.3'e de açık bir cümle ekledi (yürürlük 1.9.2023):

"Bu alacak ve tazminatla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları hakkında birinci cümle hükmü uygulanır."

Bu eklemeyle birlikte, 1.9.2023 ve sonrasında açılacak iş uyuşmazlığı kaynaklı itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması bir dava şartıdır. İş arabuluculuğunun özgün sürelerinin (kanunun öngördüğü hafta esaslı çerçeve içinde) ve sürecin sıkı takvime tabi olmasının, İİK m.67'deki bir yıllık hak düşürücü süreyle birlikte nasıl yorumlanacağı ileriki bölümde ele alınacaktır.

6. Kat Mülkiyeti Kanunu kaynaklı itirazın iptali: aidat alacağı

Apartman yönetimi tarafından ödenmeyen aidat alacağı için başlatılan ilamsız icra takibine itiraz edildiğinde, açılan itirazın iptali davası 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu çerçevesinde değerlendirilir. 7445 sayılı Kanunla 6325 m.18/B'ye eklenen düzenleme, Kat Mülkiyeti Kanunu'ndan kaynaklanan uyuşmazlıkları da dava şartı arabuluculuk kapsamına almıştır (yürürlük: 1.9.2023).

Pratikte aidat alacağı uyuşmazlıklarında arabuluculuk büro tevziatında "diğer dava şartı" kategorisi altında görüldüğü için, uzman arabulucular için dosyanın doğru sınıflandırılması bir başlangıç sorunudur. 2026 Tarifesi Birinci Kısım m.5 ("Kira / Komşu Hakkı / Kat Mülkiyeti Kanunundan Kaynaklanan uyuşmazlıklar") anlaşmama hâlinde uygulanacak saatlik kategoriyi belirler; anlaşma hâlinde ise konusu para olan uyuşmazlık olarak İkinci Kısım uygulanır.

7. Kambiyo senedi takipleri: kambiyo niteliği muhafaza durumu

Bono veya çek gibi kambiyo senedi niteliğini taşıyan belge ile başlatılan icra takibi, İİK m.167-176/b çerçevesinde özel bir takip türüdür. Bu takipte borçlunun itirazı, icra mahkemesinde m.169/a veya m.170 çerçevesinde değerlendirilir; ayrı bir itirazın iptali davası açılmasına gerek kalmaz çünkü itirazın incelenmesi mahkemenin görevidir.

Buna karşılık iki istisnai senaryo vardır:

Bu nedenle uygulayıcı için ilk soru "senet hâlâ kambiyo niteliğini koruyor mu?" sorusudur. Cevap olumluysa süreç İİK m.169/a-170 çerçevesinde yürür; olumsuzsa açılacak dava türüne (itirazın iptali, menfi tespit, istirdat) ve niteliğine (ticari, tüketici, iş) göre dava şartı arabuluculuk yürürlükteki yeni lafza göre uygulanır.

8. Bir yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı: 2024 tarihli uyuşmazlığı giderme kararı

İcra ve İflas Kanunu m.67'nin ikinci fıkrası, itirazın iptali davasını açabilmek için itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre öngörür. Dava şartı arabuluculuk uygulamasının bu süre ile ilişkisi, uygulamada en sık karıştırılan noktalardan biridir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 16.9.2024 tarihli 2024/3074 E., 2024/6421 K. sayılı uyuşmazlığın giderilmesi kararı bu meseleyi netleştirmiştir. Karara göre, bir yıllık hak düşürücü süre arabuluculuk anlaşamama tutanağının imzalanmasından değil, itirazın davacı-alacaklıya tebliğ edildiği tarihten itibaren başlar. Bunun arabuluculuk süresince işleyişi açısından önemli sonucu, sürenin durması veya kesilmesine ilişkin 6325 sayılı Kanun'un genel hükümlerinin dikkate alınması gereğidir; dava açma süresinin başlangıcı yeni baştan sayılmaz.

9. Anlaşma belgesinin icra dosyasına etkisi

Dava şartı arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlandığında, ilamsız icra takibinin akıbeti ne olur? Anlaşma belgesi taraflar ve avukatlarınca birlikte imzalanmışsa 6325 m.18/4 uyarınca ilam niteliğindedir. Bu durumda alacaklı, açacağı itirazın iptali davasının konusuz kaldığını icra dairesine bildirerek mevcut takibi sonlandırabilir; ya da anlaşma belgesindeki şartlar takibin akıbetini düzenlemişse (örneğin "takipten feragat edilecektir" gibi bir kayıt) o şartlara göre hareket eder.

Anlaşma metni, ilamsız takibin durumunu açıkça belirlemelidir: tarafların ortak iradesiyle takipten feragat mı edilecek, takip devam mı edecek, harç ve vekâlet ücreti nasıl paylaşılacak? Belirsiz bir anlaşma metni, ileride yeni bir uyuşmazlığa zemin hazırlar.

10. Sonuç

İtirazın iptali davasında dava şartı arabuluculuk, "tabidir / değildir" şeklinde tek bir yanıt vermeyen, alacağın hukuki niteliğine göre değişkenlik gösteren çok katmanlı bir yapıdır. Bu alanın evrimi, hukuk uygulamasında nadir görülen biçimde Yargıtay içtihatları ile kanun koyucunun birlikte şekillendirdiği bir tablo ortaya koyar: 2020 tarihli iki ayrı uyuşmazlığın giderilmesi kararıyla (23. HD ve 19. HD) doğan ticari itirazın iptali / ticari menfi tespit arasındaki çelişki, 7445 sayılı Kanunun 1.9.2023'te yürürlüğe giren değişiklikleriyle kanun düzeyinde giderilmiştir. Yeni lafız hem TTK m.5/A'ya hem de 7036 m.3'e "itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat" davalarını açıkça eklemiştir. Tüketici uyuşmazlıklarında 6502 m.73/A'nın geniş formülasyonu zaten bu davaları kapsayan biçimde uygulanmaktadır. Kira, kat mülkiyeti, ortaklığın giderilmesi ve komşu hakkı kategorileri 7445 ile birlikte 6325 m.18/B'ye eklenmiştir. Bir yıllık hak düşürücü sürenin arabuluculuk tutanağı imzasından değil itirazın tebliği tarihinden başladığı ise Yargıtay 11. HD 2024 kararıyla netleşmiştir.

Kaynak ve daha fazla okuma

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut bir uyuşmazlık hakkında hukuki tavsiye yerine geçmez. İtirazın iptali davasında alacağın hukuki niteliğinin tespiti her olayın somut özelliklerine göre değişir. Belirli bir olayda yürürlükteki mevzuat metni ve güncel içtihatla birlikte değerlendirme yapılması önerilir.