Arabuluculukta Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süre: Durma, Kesilme ve Başvurunun Etkisi
Arabuluculuk başvurusunun zamanaşımı ve hak düşürücü süreler üzerindeki etkisi; uygulamada en sık karıştırılan teknik meselelerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu (HUAK), başvurunun doğurduğu etkiyi açık biçimde düzenlemiştir: zamanaşımı kesilmez, yalnızca durur. Söz konusu ayrım, ilk bakışta teknik gibi görünse de bir alacağın akıbetini bütünüyle değiştirecek nitelikte önem taşımaktadır.
Bu çalışmada amaç; HUAK m.16/2 ile m.18/A-15 hükümlerinin yorumunu, ihtiyari arabuluculuk ile zorunlu arabuluculuk arasındaki farkı ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14.04.2025 tarihli isabetli kararı ışığında uygulamayı ortaya koymaktır.
1. Temel ayrım: Durma vs kesilme
Türk Borçlar Kanunu ve usul hukuku terminolojisi, sürelere ilişkin iki ayrı kavramı titizlikle birbirinden ayırır.
1.1 Zamanaşımının durması
Zamanaşımının durması hâlinde geçen süre korunmakta; sürecin sona ermesiyle birlikte kalan süre, kaldığı yerden işlemeye devam etmektedir. Şu hâlde süre baştan başlamaz; yalnızca arabuluculuk dönemi boyunca işleyişi askıya alınır.
Örneklemek gerekirse: beş yıllık zamanaşımı süresinden 4 yıl 3 ay geçtiği bir noktada arabuluculuğa başvurulursa, süre işlemeyi keser. Arabuluculuk sürecinin bir ay sürmesi ve son tutanağın imzalanmasının ardından, kalan 9 aylık süre kaldığı yerden işlemeye devam eder; süre yeniden beş yıldan başlatılmaz.
1.2 Zamanaşımının kesilmesi
Zamanaşımının kesilmesi hâlinde ise geçen süre büsbütün silinmekte ve süre, kesilme anından itibaren sıfırdan yeniden işlemeye başlamaktadır. Söz konusu güçlü etki, TBK m.154 hükmünde sınırlı sayıda hâle — dava açılması, takip yapılması, icra emri tebliği, borçlunun ikrarı ve benzerleri — bağlanmıştır.
Arabuluculuk başvurusu zamanaşımını kesmez; yalnızca durdurur. Bu sonuç, hem kanunun lafzının hem de yerleşik içtihadın açık konumudur.
1.3 Hak düşürücü süre
Hak düşürücü süre, zamanaşımından farklı olarak, sürenin geçmesiyle birlikte hakkın bizatihi sona ermesi sonucunu doğurmaktadır. Mahkemece resen dikkate alınmakta olup kural olarak durmaz ya da kesilmez. Ne var ki HUAK, hak düşürücü süreler bakımından özel bir istisna öngörmek suretiyle, arabuluculuk süreci boyunca bu sürelerin de işlemeyeceğini hükme bağlamıştır. Söz konusu çözüm, kanun koyucunun bilinçli bir tercihinin ürünü olup arabuluculuk yolunun caydırıcı bir engel oluşturmaması amacına hizmet etmektedir.
2. Zorunlu (dava şartı) arabuluculuk: HUAK m.18/A-15
HUAK m.18/A-15 hükmü şu açık düzenlemeyi içermektedir: "Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez."
Söz konusu hükümden üç temel sonuç çıkarılmaktadır:
- Başlangıç anı: Durma, arabuluculuk bürosuna başvurunun yapıldığı an itibarıyla işlemeye başlar. Şu hâlde, arabulucunun atanması yahut ilk oturumun tarihi değil; bizzat başvuru tarihi esas alınmaktadır.
- Bitiş anı: Durma, son tutanağın düzenlendiği tarihte sona ermektedir. Telekonferans yoluyla yapılan görüşmelerde "son tutanak tarihi"nin ne olduğu, Yargıtay 9. HD'nin 16.06.2025 tarihli, 2025/1242 E., 2025/5080 K. sayılı kararı uyarınca tüm imzaların tamamlandığı gün olarak belirlenmiştir.
- Kapsam: Düzenleme; hem zamanaşımını hem de hak düşürücü süreleri birlikte koruma altına almaktadır.
3. İhtiyari arabuluculuk: HUAK m.16/1,2
İhtiyari arabuluculuk için de paralel nitelikte bir düzenleme öngörülmüştür: "Arabuluculuk süreci, dava açılmadan önce arabulucuya başvuru hâlinde, tarafların ilk toplantıya davet edilmeleri ve taraflarla arabulucu arasında sürecin devam ettirilmesi konusunda anlaşmaya varılıp bu durumun bir tutanakla belgelendirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar.Arabuluculuk süreci, dava açılmadan önce arabulucuya başvuru hâlinde, tarafların ilk toplantıya davet edilmeleri ve taraflarla arabulucu arasında sürecin devam ettirilmesi konusunda anlaşmaya varılıp bu durumun bir tutanakla belgelendirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar." ... "Arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz."
İki düzenleme arasındaki en kritik fark, sürecin başlangıç anının hangi olguya bağlandığıdır:
- Zorunlu arabuluculukta sürecin başlangıcı, arabuluculuk bürosuna başvurunun yapıldığı tarihtir.
- İhtiyari arabuluculukta ise sürecin başlangıcı, tarafların ilk toplantıya davet edildiği ve ilk toplantının fiilen düzenlendiği tarih olarak belirlenmiştir. Şu hâlde başvuru tek başına yeterli olmamakta; arabulucunun tarafları ilk toplantıya çağırması gerekmektedir.
Bu fark, ihtiyari arabuluculukta tarafların henüz harekete geçmediği "boşta geçen" zamanın koruma kapsamına girmediği anlamına gelmektedir. Zorunlu arabuluculukta ise büroya başvurunun yapıldığı an itibarıyla, atama yahut çağrıdan bağımsız olarak süre durmaktadır.
4. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin teyidi: E: 2024/3701, K: 2025/2400, T: 14.04.2025
Söz konusu karar, HUAK m.16/2 ve m.18/A-15 hükümlerinin somut uygulamasını netleştiren önemli bir emsal niteliği taşımaktadır.
4.1 Olayın özeti
Davacı; 31.10.2018 ve 01.11.2018 tarihlerinde sahip olduğu şirket hisselerini düşük bedelle davalıya devretmiş, sonradan şirketin değerli varlıklara sahip olduğunu öğrenmiştir. Bunun üzerine 27.10.2023 tarihinde arabuluculuğa başvurmuş; görüşme 24.11.2023 tarihinde sonuçlandıktan sonra alacak ve tazminat davası açmıştır.
İlk derece mahkemesi ile istinaf mercii, devir tarihinden itibaren işleyen beş yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu kabul ederek davayı reddetmiş; arabuluculukta geçen süreyi ise hesaba katmamıştır.
4.2 Yargıtay'ın yaklaşımı
11. Hukuk Dairesi; arabuluculuk başvurusu ile son tutanak arasında geçen yaklaşık bir aylık sürenin zamanaşımının hesabında dikkate alınmaması gerektiğini tespit etmiştir. Zira HUAK m.16/2 ve m.18/A-15 hükümleri bu sonucu açık biçimde emretmektedir. Söz konusu süre çıkarıldığında, beş yıllık zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı görülmektedir.
4.3 Hüküm
Yargıtay; istinaf kararını bozmuş ve dosyayı işin esasının incelenmesi için ilk derece mahkemesine göndermiştir. Söz konusu karar; arabuluculukta geçen sürenin zamanaşımı hesabında ihmal edilmemesi gerektiğini somut bir uyuşmazlık üzerinden teyit etmektedir.
5. Pratik örnekler
5.1 İşçi alacağında beş yıllık zamanaşımı
Ücret, fazla mesai ile yıllık izin ücreti gibi kalemler, 4857 sayılı İş Kanunu ile TBK'nın ilgili hükümleri çerçevesinde beş yıllık zamanaşımına tabidir. Sözgelimi, alacağın muaccel hâle gelmesinden 4 yıl 11 ay sonra dava şartı arabuluculuğa başvuran bir işçi bakımından, son tutanağa kadar geçen süre boyunca zamanaşımı işlemeyi keser. Şu hâlde, son tutanaktan sonra kalan bir aylık süre içinde davanın açılması gerekmektedir.
5.2 İşe iade davasında iki haftalık hak düşürücü süre
İşe iade davası açma süresi, 4857 sayılı İş Kanunu m.20 uyarınca son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta olarak öngörülmüştür. Söz konusu süre, HUAK m.18/A-15 kapsamında arabuluculuk dönemi boyunca işlemez; ancak son tutanağın imzalanmasıyla birlikte yeniden işlemeye başlar. Telekonferans yoluyla yürütülen arabuluculukta ise "son tutanak tarihi", Yargıtay 9. HD'nin 2025/5080 sayılı kararı uyarınca tüm imzaların tamamlandığı gündür.
5.3 Ticari alacakta beş yıllık genel zamanaşımı
TBK m.146 uyarınca genel zamanaşımı süresi on yıl, özel hükümlerle bazı alacaklar için ise beş yıl olarak öngörülmüştür. Ticari uyuşmazlıkların dava şartı arabuluculuğa tabi tutulmuş olması nedeniyle, büroya yapılan başvuru ile birlikte zamanaşımı işlemeyi keser ve son tutanağa kadar duraksamaya uğrar.
6. Sürenin yeniden işlemeye başladığı an
Durma sona erdiğinde süre, kaldığı yerden işlemeye devam eder. Başlangıç anı bakımından şu hâllerin ayrıştırılması gerekir:
- Anlaşma sağlanamamışsa: Süre, son tutanağın imzalandığı; telekonferans yoluyla yürütülen görüşmelerde ise tüm imzaların tamamlandığı tarihten itibaren işlemeye başlar.
- Anlaşma sağlanmışsa: Bu hâlde, anlaşılan hususlar bakımından dava açma yasağı (HUAK m.18/5) devreye girdiğinden, zamanaşımı kavramı pratik anlamını büyük ölçüde yitirmektedir. Anlaşma belgesinin iptali davası bakımından ise TBK m.39'da öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre uygulama alanı bulur.
- Tarafın katılmaması nedeniyle süreç sona ermişse: Yine son tutanağın düzenlendiği tarih esas alınmaktadır.
7. Pratik özet
| Konu | Zorunlu (Dava Şartı) | İhtiyari |
|---|---|---|
| Yasal dayanak | HUAK m.18/A-15 | HUAK m.16/2 |
| Etki | Durma (kesilme değil) | Durma (kesilme değil) |
| Başlangıç anı | Büroya başvuru tarihi | İlk toplantıya davet ve sürecin devamının yazılı belgeyle kararlaştırılması |
| Bitiş anı | Son tutanak (tüm imzalar) | Son tutanak (tüm imzalar) |
| Sürenin yeniden işleyişi | Kaldığı yerden | Kaldığı yerden |
8. Sonuç
Arabuluculuk başvurusu, zamanaşımını kesmez; yalnızca durdurur. Söz konusu ayrım ilk bakışta teknik gibi görünse de, bir alacağın hukuki akıbetini değiştirebilecek nitelikte güçlü bir sonuç doğurmaktadır. Şu hâlde zorunlu arabuluculukta süre, büroya başvurunun yapıldığı an itibarıyla işlemeyi keser; ihtiyari arabuluculukta ise ilk toplantıya davet ile sürecin devamının yazılı bir belgeyle kararlaştırılması anında durma etkisi doğmaktadır. Her iki hâlde de durmanın sona erdiği an, son tutanağın imzalandığı tarihtir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14.04.2025 tarihli kararı, söz konusu mekanizmanın somut uygulamasını teyit etmiş; arabuluculukta geçen sürenin zamanaşımı hesabında ihmal edilmesinin bir bozma sebebi oluşturduğunu açıkça ortaya koymuştur.
Kaynak
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, m.16/2 ve m.18/A-15.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m.146, m.154 — zamanaşımı süreleri ve kesilme.
- 4857 sayılı İş Kanunu, m.20 — işe iade dava açma süresi.
- Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E: 2024/3701, K: 2025/2400, T: 14.04.2025 — arabuluculukta geçen sürenin zamanaşımına etkisi.
- Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E: 2025/1242, K: 2025/5080, T: 16.06.2025 — telekonferans arabuluculukta son tutanak tarihi.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut bir uyuşmazlık hakkında hukuki tavsiye yerine geçmez. Belirli bir olay için yetkin bir hukuk profesyonelinden görüş alınması önerilir.