Trafik Kazası Tazminat Uyuşmazlığında Çok Taraflılık: Sigorta, Sürücü, İşleten
Bir trafik kazası, hukuki sorumluluk bakımından çoğu hâlde üç ayrı süjeyi gündeme getirmektedir: aracı kullanan sürücü, araç sahibi/işleteni ile sigorta şirketi; somut olayın özelliklerine göre kasko sigortacısı da bu listeye eklenebilmektedir. Başvurucu tek bir kişi olsa bile dava ya da arabuluculuk başvurusu, çoğunlukla bu üç süjeyi içeren çok taraflı bir yapı üzerine oturmaktadır. Her sıfat farklı bir hukuki temele dayandığından, her birinin dava şartı arabuluculuk karşısındaki konumu da farklılaşmaktadır. Aşağıda uygulamada en sık tartışılan iki soru ele alınacaktır: (i) Hangi tarafa karşı dava şartı arabuluculuk uygulanmakta, hangisine uygulanmamaktadır? (ii) Anlaşma sağlanamadığı takdirde arabuluculuk ücreti kaç taraf üzerinden hesaplanmaktadır?
1. Sorumluların hukuki kaynağı: ayrı temeller, farklı sınıflandırma
Trafik kazası tazminat uyuşmazlığında potansiyel davalıların sorumlulukları, birbirinden farklı hukuki kaynaklara dayanmaktadır:
- Sürücü: Aracı kullanan sıfatıyla TBK m.49 anlamında haksız fiilden doğan sorumluluğu taşımaktadır.
- Araç sahibi / işleten: 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK) m.85 uyarınca, aracın işletilmesinden doğan zarara karşı kusursuz (tehlike) sorumluluğu kapsamında olup aynı zamanda TBK çerçevesinde haksız fiil hükümleriyle de sorumludur. Birden çok kişinin sorumlu olduğu hâllerde TBK m.61 anlamında müteselsil sorumluluk gündeme gelir.
- Sigorta şirketi: Sorumluluğun temelini sözleşme oluşturmakta; ne var ki hak sahibinin sigortacıya doğrudan başvurma hakkı TTK m.1478'de açıkça düzenlenmiştir.
Şu hâlde sayılan sorumluların dava şartı arabuluculuk karşısındaki konumları birbirinden farklıdır. Sınıflandırma, davanın TTK m.4 anlamında mutlak ticari dava olup olmadığı ölçütüne göre yapılmaktadır.
2. Sigorta şirketine karşı açılan dava: mutlak ticari dava — dava şartı kapsamında
Zarar görenin karşı tarafın sigorta şirketine karşı açacağı tazminat davası, sigortacılığın TTK'da düzenlenmiş bir alan oluşturması nedeniyle TTK m.4/1-a uyarınca mutlak ticari dava niteliği taşımaktadır. Söz konusu nitelik, davalı sigorta şirketinin tacir konumundan ve davanın konusunun TTK alanına dahil bulunmasından kaynaklanmaktadır. Şu hâlde davacının gerçek kişi olması, davanın ticari niteliğini ortadan kaldırmaz.
3. Sürücü ve işletene karşı açılan dava: haksız fiil — dava şartı kapsamı dışında
Sürücü ve işletenin sorumluluğu haksız fiile dayanmaktadır. TTK m.4 anlamında her iki taraf da tacir konumunda olmadığı sürece, söz konusu sorumluluk ticari dava niteliği taşımamaktadır. Şu hâlde sürücü ve işletene karşı açılan tazminat davası, kural olarak dava şartı arabuluculuk kapsamı dışında kalmaktadır.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 18.1.2022 tarihli 2021/3162 E., 2022/96 K. sayılı kararı, bu ayrımı açıkça uygulamaktadır. Karara konu olayda davacı, hem sigorta şirketine hem de aracın işletenine karşı tazminat davası açmıştır. BAM; sigorta hükümlerinin TTK'da düzenlenmiş olması nedeniyle sigorta şirketi hakkındaki davanın mutlak ticari dava niteliği taşıdığını ve dolayısıyla TTK m.5/A çerçevesinde dava şartı arabuluculuk kapsamında bulunduğunu; buna karşılık işleten hakkındaki davanın haksız fiile dayalı olduğunu ve mutlak ticari dava sayılamayacağını tespit etmiştir.
Söz konusu yaklaşım, uygulamada genel kabul gören çizgiyi oluşturmaktadır: aynı maddi olaydan doğmuş olmasına karşın sigorta şirketine karşı açılan dava ile sürücü ve işletene karşı açılan dava, dava şartı bakımından farklı muameleye tabidir.
4. Çok taraflı başvuru: temel senaryo
Başvurucunun trafik kazasında zarar görmesi ve birden çok kişiyi taraf göstermek istemesi hâlinde, uygulamadaki pratik yaklaşım şu çerçeveye oturmaktadır:
- Sigorta şirketine karşı açılacak davalarda arabuluculuğa başvuru bir dava şartıdır — söz konusu başvuru yapılmaksızın açılan dava usulden reddedilir.
- Sürücü ve işletene karşı açılacak davalarda arabuluculuğa başvuru dava şartı niteliği taşımaz — başvurucu doğrudan dava açabilir.
- Buna karşılık başvurucu; sigorta şirketi bakımından zorunlu olan süreci, aynı anda ihtiyari olarak sürücü ve işleteni de kapsayacak şekilde yürütmek isteyebilir. Şu hâlde sürücü ve işleten taraf olarak başvuruda gösterilebilir; ne var ki onlar bakımından sürecin ihtiyari niteliği tutanağa açıkça işlenmelidir.
Söz konusu yapılandırma, başvurucu bakımından stratejik bir avantaj sunabilmektedir; zira tek bir müzakerede tüm sorumluların aynı masada bir araya getirilmesi, anlaşma olasılığını artırmakta ve müteselsil sorumluluk çerçevesinde çözümü hızlandırmaktadır.
5. Anlaşmama hâlinde ücret hesabı: 2 taraf mı, 4 taraf mı?
Uygulamada en sık sorulan teknik soru şudur: başvurucu hem sigorta şirketi (zorunlu) hem de sürücü ve işleten (ihtiyari) ile aynı süreçte müzakere yürütmüş ve anlaşmaya ulaşılamamışsa, ücret kaç taraf üzerinden hesaplanmaktadır?
2026 Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi m.7/(3) uyarınca, anlaşmama hâlinde ücret Birinci Kısma göre belirlenmektedir. Birinci Kısımdaki "ticari uyuşmazlıklar" kategorisi (m.2), taraf sayısına göre dört kademeli olarak yapılandırılmıştır: 2 kişi, 3-5 kişi, 6-10 kişi, 11 ve üzeri.
Şu hâlde pratik sonuç şu şekildedir:
- Başvuruda yalnızca sigorta şirketi taraf olarak gösterilmişse: 2 taraf (başvurucu ile sigorta şirketi) söz konusudur; ücret, 2 kişi kademesindeki saatlik tarife esas alınarak hesaplanır.
- Başvurucu, sigorta şirketi ile birlikte sürücü ve işleteni de tarafta göstermişse, sürücü ve işletenin müzakereye katılmaları hâlinde dahi süreç onlar bakımından ihtiyari nitelik taşıdığından, savcılığa kesilecek makbuz hesabı 2 taraflı (başvurucu ile sigorta şirketi) dosya kademesindeki saatlik tarife üzerinden yapılır.
6. Anlaşma hâlinde ücret hesabı
Anlaşma sağlanması hâlinde 2026 Tarifesi m.7/(2) uyarınca İkinci Kısımdaki nispi tarife uygulanmaktadır. Trafik kazası tazminat uyuşmazlığı, konusu para ile değerlendirilebilen bir uyuşmazlık niteliği taşıdığından, üzerinde anlaşmaya varılan tutar matraha alınır. Ticari uyuşmazlıklarda anlaşma asgari eşiği ise m.7/(6) çerçevesinde değerlendirilir.
Çok taraflı bir anlaşma hâlinde, her bir taraf için yapılan ödeme anlaşma belgesinde ayrı kalemler hâlinde gösterilse de, matrah toplam ödeme tutarı olarak belirlenir. Müteselsil sorumluluk çerçevesinde ödemeyi kimin yapacağına ilişkin paylaşım ise anlaşma belgesinde açıkça hükme bağlanmalıdır.
7. Anlaşma belgesinin teknik düzenlemesi
Çok taraflı bir trafik kazası uyuşmazlığında anlaşma belgesi düzenlenirken aşağıdaki teknik noktaların gözetilmesi gerekir:
- Tarafların açık tanımı: Sigorta şirketi (poliçe numarası, plaka, sorumluluk sınırı), sürücü (kimlik ve ehliyet bilgileri) ile işleten (araç ruhsat sahibi) ayrı ayrı tanımlanmalıdır.
- Ödeme paylaşımı: Hangi tarafın ne tutar ödeyeceği ve müteselsil sorumluluk kararlaştırılmışsa bu husus açıkça yansıtılmalıdır.
- Sigorta poliçesi limitleri: Sigorta şirketinin ödemesinin poliçe limitleri içinde kaldığı belirtilmeli; söz konusu limitleri aşan kısım için sürücünün veya işletenin sorumluluğu varsa, bu da ayrıca düzenlenmelidir.
- İbra kapsamı: Anlaşma sonrasında ibra edilen taleplerin neler olduğu (maddi tazminat, manevi tazminat, değer kaybı, kazanç kaybı, tedavi gideri ve ileride doğabilecek talepler) açıkça gösterilmelidir.
- Rücu hakkının saklı tutulması: Sigorta şirketinin ileride sürücüye ya da işletene karşı rücu hakkının bulunması hâlinde, söz konusu hak saklı tutulmuş biçimde hükme bağlanmalıdır.
İbra kapsamının eksik tanımlanması, ileride aynı kazadan doğacak yeni taleplerle karşı karşıya kalınmasına yol açabilir.
8. Sonuç
Trafik kazası tazminat uyuşmazlığı; ilk bakışta tek bir maddi olaydan doğmuş görünmekle birlikte, hukuki süjelerin sorumluluk temellerinin birbirinden farklı olması nedeniyle çok kategorili bir tablo ortaya koymaktadır. Sigorta şirketine karşı açılan dava, mutlak ticari dava olarak TTK m.5/A çerçevesinde dava şartı arabuluculuğa tabi iken; sürücü ve işletene karşı açılan dava, haksız fiile dayanan ve dava şartı kapsamı dışında kalan bir uyuşmazlık niteliği taşımaktadır. İhtiyari taraflarla birlikte yürütülen süreçlerde, anlaşmama hâlinde ücret hesabı yalnızca dava şartına tabi taraf sayısı üzerinden yapılmaktadır. Şu hâlde çok taraflı anlaşma belgelerinde her taraf için ödeme paylaşımı, ibra kapsamı ve müteselsil sorumluluk hükümleri açıkça düzenlenmelidir. Söz konusu yaklaşım; hem sürecin hukuki sıhhatini güvence altına almakta, hem de aynı kazadan doğabilecek yeni uyuşmazlıklara karşı bir koruma katmanı oluşturmaktadır.
Kaynak ve daha fazla okuma
- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, m.85 (işletenin sorumluluğu), m.91 (zorunlu mali sorumluluk sigortası), m.97 (sigortacıya yazılı başvuru şartı).
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m.49 vd. (haksız fiil sorumluluğu), m.61-62 (müteselsil sorumluluk).
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m.4 (ticari dava — mutlak ve nispi), m.5/A (ticari uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk; 7445 sayılı Kanunla 1.9.2023 itibarıyla yürürlükteki lafzı alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarını kapsar).
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, m.4 (gizlilik), m.11 (sürecin sona ermesi), m.18 (anlaşma belgesi).
- 2026 Yılı Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi, m.7/(3) (anlaşmama hâlinde Birinci Kısım), m.7/(6) (ticari anlaşma asgari eşiği); Birinci Kısım m.2 (ticari uyuşmazlıklar saatlik tarifesi, taraf sayısı kademeleri).
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2021/3162 E., 2022/96 K., 18.1.2022 — sigorta şirketine karşı davanın mutlak ticari, sürücü/işletene karşı davanın haksız fiile dayalı olduğu; dava şartı arabuluculuk uygulamasının taraflara göre farklılaştığı.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut bir uyuşmazlık hakkında hukuki tavsiye yerine geçmez. Trafik kazası tazminat uyuşmazlıkları her olayın somut özelliklerine göre değişir. Sigorta poliçesi türü, kazaya karışan tarafların sıfatı, kusur dağılımı ve talep türü değerlendirmeyi etkileyebilir. Belirli bir olayda yürürlükteki mevzuat metni ve güncel içtihatla birlikte değerlendirme yapılması önerilir.