Sigorta Uyuşmazlıklarında Taraflara Göre Arabuluculuk
Sigortacılık uygulamasında uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi, çoğu hâlde kimin kime karşı talepte bulunduğuna bağlı olarak şekillenmektedir. Aynı maddi olaydan doğmuş olmasına karşın sigortacıya, sigortalıya, zarar gören üçüncü kişiye ya da Güvence Hesabı'na yöneltilen talepler, dava şartı arabuluculuk karşısında birbirinden farklı muameleye tabi tutulabilmektedir. Aşağıda sigorta uyuşmazlıkları, taraflar üzerinden ayrıştırılarak her ilişki türü bakımından dava şartı arabuluculuğun uygulanıp uygulanmadığı ve hangi hukuki temele dayanılarak uygulandığı sırasıyla ele alınacaktır.
1. Genel çerçeve: TTK m.4/1-a ve m.5/A ekseninde sigorta
Sigorta sözleşmesi 6102 sayılı TTK'nın Altıncı Kitabı'nda düzenlendiğinden, sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklar TTK m.4/1-a uyarınca mutlak ticari dava niteliğini taşımaktadır. Tarafların tacir olup olmaması, davanın bu niteliğini etkilemez. Şu hâlde konusu bir miktar paranın ödenmesinden ibaret olan alacak, tazminat, itirazın iptali ve istirdat davalarında, TTK m.5/A uyarınca dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olması bir dava şartı oluşturmaktadır. Tüketici sıfatının söz konusu olduğu hâllerde ise 6502 sayılı TKHK m.73/A çerçevesinde tüketici uyuşmazlığı için öngörülen dava şartı arabuluculuk rejimi devreye girer. TKHK m.83/2 uyarınca başka kanunlarda düzenleme bulunması ilgili işlemin tüketici işlemi sayılmasını engellemeyeceğinden, belirli koşulların varlığı hâlinde sigorta sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkların tüketici mahkemelerinin görev alanına dahil olması da mümkündür.
Sigorta hukukundaki ilişkinin doğru sınıflandırılabilmesi için iki katmanlı bir sorgu yapılmalıdır: (i) Uyuşmazlık doğrudan sigorta sözleşmesinden mi, yoksa sözleşme dışındaki bir hukuki ilişkiden mi doğmaktadır? (ii) Tarafların sıfatı nedir — tüketici, tacir, üçüncü kişi ya da kanuni halef?
2. Sigortacı – Sigorta Ettiren / Sigortalı
Sigortacı ile Sigorta Ettiren / Sigortalı arasındaki uyuşmazlıklar uygulamada tipik olarak iki biçimde ortaya çıkmaktadır: riskin gerçekleşmesinin ardından öne sürülen sigortalının tazminat talebi ile sigortacının ileri sürdüğü prim alacağı. Her iki durum da doğrudan sigorta sözleşmesinden doğduğundan TTK m.4/1-a anlamında mutlak ticari dava niteliği taşımakta ve m.5/A çerçevesinde dava şartı arabuluculuğa tabi bulunmaktadır.
Buna karşılık sigortalı ya da sigorta ettirenin tüketici sıfatını taşıması hâlinde — örneğin hususi aracını kasko kapsamında sigorta ettiren, evini yangına karşı teminat altına aldıran veya özel sağlık sigortası akdeden gerçek kişi bakımından — TKHK m.3 anlamında bir tüketici işleminin varlığından söz edilir. Bu nitelikteki uyuşmazlıklarda görevli mahkeme tüketici mahkemesi olup, dava şartı arabuluculuk TKHK m.73/A hükmü çerçevesinde uygulanmaktadır.
Sigortalının ya da sigorta ettirenin küllî veya cüz'î halefleri ile alacak ya da hak temliki alan kişilerin sigortacıya karşı açacakları davalar da, dayanağı sigorta sözleşmesi olduğundan aynı dava şartı rejimine tabi tutulur.
3. Sigortacı – Zarar Gören Hak Sahibi
Sorumluluk sigortalarında (işveren mali mesuliyet, zorunlu trafik sigortası, hekim mesleki sorumluluk vb.) karşı tarafın sigortacısından talepte bulunan zarar gören hak sahibi, her ne kadar sigorta sözleşmesinin tarafı olmasa da, TTK m.1478 söz konusu kişiye sigortacıya doğrudan başvuru hakkı tanımaktadır. Şu hâlde bu hakkın kullanıldığı uyuşmazlıklar mutlak ticari dava niteliğinde olup ticari dava şartı arabuluculuğa tabidir.
Buna karşılık zarar gören, sigortacıya değil doğrudan zarar verene başvurursa, sigorta sözleşmesinin uygulanma imkânı bulunmadığından dava şartı arabuluculuğun uygulanıp uygulanmayacağı, taraflar arasındaki genel hukuki ilişkiye göre tayin edilir. Örneğin işveren sorumluluk poliçesi mevcut olmasına karşın iş kazasında yaralanan işçinin doğrudan işverene karşı açacağı tazminat davası ticari dava şartı arabuluculuğa tabi değildir; ne var ki aynı işçinin TTK m.1478 uyarınca sigortacıya yönelteceği dava bu kapsama girer.
4. Sigortalı / Sigorta Ettiren – Sigorta Aracıları (Acente, Broker)
Sigorta sözleşmesinin kurulması, poliçe içeriğinin belirlenmesi, prim tahsili ve tazminat süreçlerinde aracılık üstlenen kişi ve kuruluşlar — acente ve brokerler — konumlarına göre sigortacı ya da sigortalı/sigorta ettiren adına hareket etmektedir. Acente, kural olarak sigortacı adına hareket ederek teklif alma, poliçe düzenleme, prim tahsili ve tazminat ödemesine ilişkin yardımcılık işlevini üstlenir. Sigorta brokeri asili olan sigortalı veya sigorta ettiren adına; reasürans brokeri ise asili olan sigortacı adına aracılık faaliyeti yürütmektedir.
Söz konusu ilişkilerin tamamı, sigorta mevzuatı (5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m.21 ve m.23, Sigorta Acenteleri Yönetmeliği, Sigorta ve Reasürans Brokerleri Yönetmeliği) ile TTK'nın acenteliğe ilişkin hükümleri ve TBK m.520 vd.'de düzenlenmiştir. Sözleşme ve protokollerde ihtiyari tahkime ilişkin bir kayıt bulunmadıkça; taraflar arasında çıkacak prim tahsili/transferi, tazminat süreçleri ve hasar yönetimi kaynaklı uyuşmazlıklar TTK m.4 ve m.5/A uyarınca dava şartı arabuluculuğa tabidir. Sigortacı ile acente arasındaki ilişki bakımından da aynı sonuç geçerlidir.
5. Sigortacı – Sigortacı
İki sigorta şirketi arasındaki uyuşmazlıklar — koasürans, reasürans, halefiyete dayalı rücu gibi — TTK m.4/1 kapsamında her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğduğundan ticari dava niteliği taşımaktadır. Şu hâlde bu eksende de dava şartı arabuluculuk zorunlu olmaktadır.
6. Sigortalı / Sigorta Ettiren – Sigortacı Adına Hizmet Sağlayıcılar
Bazı sigorta türlerinde sigortacı; ürün kapsamına anlaşmalı kurum, asistans ya da destek hizmetlerini de dahil etmektedir. Kasko sigortalı aracın kaza sonrası belirlenen çekici tarafından anlaşmalı servise götürülmesi, yol yardımı hizmeti, anlaşmalı tamirhanenin onarım hizmeti bunun tipik örneklerini oluşturur. Söz konusu hizmet sağlayıcı ile sigortalı arasında doğacak uyuşmazlığın dava şartı arabuluculuk karşısındaki durumu, ilişkinin kaynağına göre değerlendirilir.
Sigortacı ile sigortalı arasındaki ilişki sigorta sözleşmesinden doğmaktadır. Buna karşılık sigortalı ile hizmet sağlayıcı arasında — hizmet sağlayıcı sigortacının yardımcı şahsı konumunda bulunsa dahi — bir sigorta akdi ilişkisi mevcut değildir; zira sigorta sözleşmesinin tarafı yalnızca sigortacı olabilir (TTK m.1401/I-II). Şu hâlde sınıflandırma, sigortalı ile hizmet sağlayıcı arasındaki somut hukuki ilişkinin niteliğine göre yapılır:
- Sigortalı ya da sigorta ettiren tüketici niteliğini taşıyorsa, tüketici uyuşmazlıkları dava şartına tabidir (TKHK m.73/A).
- Tüketici sıfatı yoksa, ilişkinin niteliği esas alınarak genel hükümler uygulanır.
- Örneğin çekici hizmeti taşıma ilişkisinden doğduğundan TTK m.4/1-a uyarınca mutlak ticari dava sayılabilir; bu hâlde m.5/A dava şartı devreye girer.
7. Sigortacının Sorumlu Şahıslara Rücusu (Halefiyet veya Rücuya Dayalı)
Sigortacı, sigorta tazminatını ödemekle birlikte TTK m.1472 (mal sigortalarında) ve m.1481 (sorumluluk sigortalarında) uyarınca sigortalısının haklarına kanunen halef olmaktadır. Halefiyet ilkesi gereği sigortacı, sigortalısının hakkından fazlasını talep edemez; sigortalı talepte bulunmuş olsaydı hangi mahkeme görevli ve yetkili olacaksa ve hangi zamanaşımı uygulanacaksa, sigortacı bakımından da aynı çerçeve geçerlidir.
TTK m.1472 ve m.1481'de düzenlenen halefiyet hakkına dayalı rücu davaları; mahkemenin görev alanından bağımsız olarak (Tüketici / Sulh Hukuk / Asliye Hukuk / İş Mahkemesi) TTK m.5/A ve m.4/1-a uyarınca mutlak ticari dava niteliğinde olup dava şartı arabuluculuğa tabidir. Tüketici mahkemelerinin görevli olduğu uyuşmazlıklarda ise TKHK m.73/A çerçevesinde tüketici hukukuna ilişkin dava şartı hükümleri uygulanmaktadır.
8. Sigortacının Sigortalısına / Sigorta Ettirene Rücusu
Sorumluluk sigortalarında sigortacı; zarar görene ödemede bulunduktan sonra TTK m.1484/1 ile KTK m.95 ve sigorta genel şartları (örneğin Trafik Sigortası Genel Şartları m. B.7) çerçevesinde, zarara sebebiyet veren kendi sigortalısına rücu edebilmektedir.
Söz konusu rücu davaları doğrudan sigorta sözleşmesinden doğduğundan dava şartı arabuluculuğa tabidir. Örneğin zorunlu trafik sigortası gereği yaralananlara ödeme yapan sigortacının, ehliyetsiz ya da alkollü sürücü konumundaki kendi sigortalısına yönelteceği rücu davası bu kapsamda değerlendirilmektedir. Sigortalının tacir olmaması hâlinde ise görevli mahkeme tüketici mahkemesi olmakta; dava, TKHK m.73, m.73/A ve m.83/2 çerçevesinde bir tüketici uyuşmazlığı niteliği kazanarak dava şartı arabuluculuğa tabi tutulmaktadır.
9. Güvence Hesabı – Zarar Gören Hak Sahipleri
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m.14; zorunlu sorumluluk sigortalarında sigortasını yaptırmamış olanların yol açtığı bedensel zararları, sigortalı veya sigortayı yaptırmakla yükümlü kişinin tespit edilemediği hâlleri, sigortacının iflası ya da ruhsat iptali nedeniyle ödeme yapamadığı durumları ve çalınmış ya da gasp edilmiş aracın karıştığı kazalarda işletenin sorumlu tutulmadığı hâlleri Güvence Hesabı'nın teminat kapsamına almaktadır. Yeşil Kart Sigortası uygulamaları çerçevesinde Türkiye Motorlu Taşıt Bürosunca yapılacak ödemeler de aynı kapsamda yer almaktadır.
Güvence Hesabı'nın ödemeleri sigorta mevzuatından kaynaklandığından, hak sahibinin Güvence Hesabı'na karşı açacağı dava TTK m.4/1-a anlamında ticari dava sayılmakta ve m.5/A uyarınca dava şartı arabuluculuğa tabi tutulmaktadır.
10. Güvence Hesabının Zarar Sorumlusuna Rücusu
Güvence Hesabı, ödediği tazminat miktarınca zarar gören kişinin yerine geçmektedir (Güvence Hesabı Yönetmeliği m.7). Yönetmeliğin 16. maddesi çerçevesinde; zorunlu sigorta yaptırmayanlara, sonradan tespit edilen sorumlu kişilere, yükümlü sigortacıya ve Motorlu Taşıt Bürosu'na rücu edilebilmektedir.
Güvence Hesabı'nın söz konusu rücu hakkını kullandığı hâllerde, Güvence Hesabı ile rücu sorumlusu arasında bir sigorta sözleşmesi bulunmaz. Şu hâlde zarar sorumlusu ile zarar gören arasındaki ilişki nispi ticari dava niteliği taşımıyorsa, uyuşmazlığın ticari dava şartı çerçevesinde değerlendirilmesi mümkün olmamaktadır.
11. Sigorta / Hasar Danışmanlık Şirketleri ile Sigortalı / Zarar Gören
Sigorta mevzuatında düzenli bir yeri bulunmamakla birlikte, uygulamada giderek artan biçimde karşılaşılan sigorta ve hasar danışmanlık şirketleri; hak sahiplerinden komisyon ya da temlikname alarak tazminat süreçlerini yürütmektedir.
Söz konusu kişi ya da şirketler ile sigortalı veya zarar gören arasındaki uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuğun uygulanıp uygulanmayacağı; başvurulan yargı yerine ve uyuşmazlığın TTK m.4/1-a anlamında ticari dava sayılıp sayılmadığına göre belirlenmektedir. Şu hâlde TTK m.5/A ya da TKHK m.73/A çerçevesinde dava şartı; aksi hâlde ihtiyari arabuluculuk gündeme gelmektedir.
12. Özet tablo: ilişki türüne göre arabuluculuk rejimi
- Sigortacı – Sigortalı/Sigorta Ettiren: Somut duruma göre — tüketici ya da ticari dava şartı.
- Sigortacı – Zarar Gören (TTK m.1478): Ticari dava şartı.
- Zarar Gören – Zarar Veren (sigortacı dışında): İhtiyari arabuluculuk.
- Sigortacı – Acente / Broker: Ticari dava şartı.
- Sigortacı – Sigortacı: Ticari dava şartı.
- Sigortalı – Anlaşmalı Hizmet Sağlayıcı: Somut duruma göre — tüketici, ticari dava şartı ya da ihtiyari arabuluculuk.
- Sigortacının halefiyet/rücu davası (TTK m.1472, m.1481): Somut duruma göre — tüketici ya da ticari dava şartı.
- Sigortacının sigortalısına rücusu (TTK m.1484/1; KTK m.95): Somut duruma göre — ticari ya da tüketici dava şartı.
- Güvence Hesabı – Zarar Gören: Ticari dava şartı.
- Güvence Hesabı – Zarar Sorumlusu (rücu): İhtiyari arabuluculuk.
- Danışmanlık Şirketi – Hak Sahibi: Somut duruma göre — ticari, tüketici dava şartı ya da ihtiyari arabuluculuk.
13. Sonuç
Sigortacılıkta arabuluculuk uygulamasında hukuki nitelendirme, çoğu hâlde kimin kime karşı talepte bulunduğuna göre şekillenmektedir. Sigorta sözleşmesi ekseninde kurulan ya da onun kanuni uzantısı niteliğindeki ilişkilerde — sigortacı ile sigortalı, sigortacı ile zarar gören, sigortacı ile acente, sigortacı ile sigortacı, halefiyet ve rücu davaları, Güvence Hesabı'nın zarar görene ödemesi — dava şartı kuraldır. Sigorta sözleşmesinden bağımsız olarak doğrudan haksız fiile veya başka bir sözleşmeye dayanan ilişkilerde ise rejim, somut hukuki ilişkinin niteliğine göre belirlenmektedir. Söz konusu sınıflandırmanın doğru yapılması; hem usul ekonomisi hem de tarafın hak kaybına uğramaması bakımından kayda değer bir önem taşımaktadır.
Kaynak ve daha fazla okuma
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m.4 (mutlak ve nispi ticari dava), m.5/A (ticari uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk), m.1401 (sigorta sözleşmesinin tanımı), m.1472 (mal sigortalarında halefiyet), m.1478 (zarar görenin sigortacıya doğrudan başvuru hakkı), m.1481 (sorumluluk sigortalarında halefiyet), m.1484 (zorunlu sorumluluk sigortalarında sigortacının üçüncü kişiye karşı sorumluluğunun devamı).
- 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, m.3 (tüketici işlemi), m.73 ve m.73/A (tüketici mahkemeleri ve dava şartı arabuluculuk), m.83/2 (diğer kanunlarda düzenleme bulunmasının tüketici işlemi vasfını etkilememesi).
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, m.4, m.11, m.18.
- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, m.85, m.91, m.95, m.97.
- 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, m.14 (Güvence Hesabı'nın kapsamı), m.21 (broker), m.23 (acente), Ek m.6 (7251 sayılı Kanunla, RG 28.07.2020 — tazminat alacağının devrinin sınırlandırılması).
- Güvence Hesabı Yönetmeliği, m.7 (halefiyet), m.16 (rücu), m.17.
- Sigorta Acenteleri Yönetmeliği (RG 22.04.2014, S.28980); Sigorta ve Reasürans Brokerleri Yönetmeliği (RG 27.05.2015, S.29368).
- Yargıtay 20. HD, 2015/14498 E., 2015/12180 K., 03.12.2015 — sigorta sözleşmelerinden kaynaklanan davaların TKHK m.3, m.73/1 ve m.83/2 uyarınca tüketici mahkemesinin görev alanında olduğu.
- Yargıtay 20. HD, 2016/3520 E., 2016/5331 K. — zorunlu mali mesuliyet sigortacısının ehliyetsiz sürücü sigortalısına rücusunun, TKHK rejimi içinde tüketici mahkemesinde görüleceği.
- Yargıtay 17. HD, 2016/11412 E., 2019/2136 K. — sigorta poliçesine aracılık eden şirketin prim alacağına ilişkin davanın TTK m.4/1-a ve m.5/1 uyarınca asliye ticaret mahkemesinin görev alanında olduğu.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut bir uyuşmazlık hakkında hukuki tavsiye yerine geçmez. Sigorta uyuşmazlıkları her olayın somut özelliklerine, poliçe türüne, tarafların sıfatına (tüketici–tacir), uyuşmazlığın sigorta sözleşmesinden doğup doğmadığına ve halefiyet ya da rücu temeline göre farklılaşır. Belirli bir olayda yürürlükteki mevzuat metni ve güncel içtihatla birlikte değerlendirme yapılması önerilir.