İcra-İflas Kaynaklı Davalarda Dava Şartı Arabuluculuk: Takip Yolu mu, Dava mı?
İcra dosyasının gölgesinde açılan davalar, dava şartı arabuluculuk uygulamasının en çok tereddüt yaratan alanıdır. Uygulamada sıkça dile getirilen bir kestirme 'kural' vardır: "İcra hukuk mahkemesinde görülecek işler arabuluculuğa tabi değildir; sulh ya da asliyede açılacak itirazın iptali ise tabidir." Bu sezgi, isabetli bir çekirdek taşır; ancak hem eksik hem de yer yer yanıltıcıdır. Çünkü ölçüt görevli mahkeme değil, başvurulan yolun hukuki niteliğidir. Bu yazıda, takip hukukunun ürettiği bütün dava ve takip yollarını tek bir ayrım ölçütüne — "Bu bir dava mıdır, yoksa takip hukukuna özgü bir yol mudur?" sorusuna — oturtarak bütüncül bir harita çıkarmayı hedefliyoruz.
1. Sorunun kökeni: para eşiği tek başına yetmiyor
Dava şartı arabuluculuğun pozitif eşiği bellidir: ticari uyuşmazlıklarda "konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları" (TTK m.5/A); tüketici uyuşmazlıklarında tüketici mahkemesinin görev alanı (6502 m.73/A); iş uyuşmazlıklarında işçi-işveren alacak ve tazminatı (7036 m.3); 7445 sayılı Kanunla 1.9.2023 itibarıyla eklenen kira ilişkisi, taşınır-taşınmaz ortaklığının giderilmesi, Kat Mülkiyeti Kanunu ve komşu hakkı uyuşmazlıkları (6325 m.18/B). Ne var ki icra dosyasından doğan uyuşmazlıkların büyük kısmında "konusu bir miktar para" ölçütü karşılanır — borçlu da alacaklı da 'para'ya ilişkin bir uyuşmazlık yaşar. O hâlde para eşiği bu alanda neredeyse hiç ayırt edici değildir; ayrımı yapan asıl ölçüt, başvurulan hukuki yolun dava mı yoksa takip içi bir yol mu olduğudur.
Bu ayrımın anlamı şudur: arabuluculuk, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebildikleri bir uyuşmazlığın çözümüne ilişkin bir kurumdur. Takip hukukuna özgü yollar ise — itirazın kaldırılması, şikâyet, ilamsız takibin kendisi — bir maddi hukuk uyuşmazlığını esastan çözmeye değil, takibin işleyişini denetlemeye yönelik, sınırlı incelemeye tabi, kural olarak maddi anlamda kesin hüküm doğurmayan yollardır. İşte bu nedenle kanun koyucu, dava şartı arabuluculuğu yalnızca "dava" niteliğindeki yollara bağlamıştır.
2. Ana ölçüt: iki aşamalı bir süzgeç
Önerilen harita iki aşamalı bir süzgeçten ibarettir ve her icra-iflas kaynaklı uyuşmazlığa uygulanabilir:
- Birinci süzgeç — nitelik: Başvurulan yol, temelinde maddi hukuk uyuşmazlığı bulunan bir dava mıdır; yoksa takibin denetimine ilişkin, takip hukukuna özgü bir yol (itirazın kaldırılması, şikâyet, icra takibi) mudur? Takip yolu ise, dava şartı arabuluculuk uygulanmaz; süzgeç burada durur.
- İkinci süzgeç — kapsam: Yol bir dava ise, bu davanın temelindeki uyuşmazlık dava şartı kategorilerinden birine (ticari / tüketici / iş / kira / Kat Mülkiyeti) girer mi ve konusu bir miktar para mıdır?
Her ikisi de "evet" ise, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
Bu iki süzgeç, uygulamadaki "icra mahkemesi-genel mahkeme" sezgisini büyük ölçüde açıklar; çünkü takip hukukuna özgü çareler tipik olarak icra mahkemesinde sınırlı incelemeyle görülürken, esasa ilişkin davalar genel görevli mahkemede (asliye ticaret, asliye hukuk, tüketici, iş mahkemesi) görülür. Ancak ölçütün kendisi merci değil niteliktir: aşağıda göreceğimiz sıra cetveli örneğinde aynı maddenin "itiraz" ve "şikâyet" ayağı, görevli mahkemeye göre değil niteliğe göre farklı sonuca bağlanır.
3. İlamsız takibi başlatmak dava şartı değildir
İlk ve en sık karşılaşılan yanılgı, alacaklının ilamsız icra takibi başlatmadan önce arabulucuya başvurması gerektiği sanısıdır. Oysa genel haciz yoluyla takip (İİK m.42 vd.), kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip (İİK m.167-176/b) ve kiralanan taşınmazların ilamsız icra yoluyla tahliyesi (İİK m.269 vd.) bakımından arabuluculuk bir takip şartı olarak düzenlenmemiştir. Kaldı ki ilamsız icranın kendisi, geniş anlamda 'alternatif bir uyuşmazlık çözüm yolu'dur: borçlu itiraz etmezse takip kesinleşir, uyuşmazlık dava aşamasına hiç taşınmaz. Dolayısıyla alacaklı, dava şartı arabuluculuğu beklemeksizin takibini başlatabilir; taraflar dilerse bu aşamada ihtiyari arabuluculuğa başvurabilir.
Dava şartı arabuluculuk yükümlülüğü, ancak takip itirazla durduktan sonra alacaklının dava yoluna geçmesi hâlinde — ve aşağıdaki ayrımlara göre — gündeme gelir.
4. İcra mahkemesinin sınırlı incelemesine tabi yollar: dava şartı değil
Birinci süzgecin "takip yolu" tarafında kalan ve bu nedenle dava şartı arabuluculuk kapsamı dışında olan yollar şunlardır:
- İtirazın kaldırılması (İİK m.68-70). Ödeme emrine itiraz üzerine alacaklının icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılmasını istemesi bir dava değildir; belgeye dayalı, sınırlı bir incelemeyle yürüyen, takip hukukuna özgü bir yoldur ve verilen karar maddi anlamda kesin hüküm oluşturmaz. Bu yola başvurmadan önce arabuluculuğa gidilmesi gerekmez.
- Şikâyet (İİK m.16). İcra organlarının hukuka aykırı işlemlerine karşı icra mahkemesine yapılan şikâyet de bir dava değildir; dava şartı arabuluculuğa konu olmaz.
- Kambiyo senetlerine özgü takipte itiraz ve şikâyet (İİK m.168-170/b). Senet kambiyo niteliğini koruyorsa, borçlunun itiraz ve şikâyetleri icra mahkemesinde m.169/a-170 çerçevesinde incelenir; ayrıca bir itirazın iptali davasına ve dolayısıyla dava şartı arabuluculuğa gerek kalmaz.
- Kiralanan taşınmazın ilamsız tahliyesinde itirazın kaldırılması ve tahliye (İİK m.269 vd.). Kira bedelinin ödenmemesi ya da tahliye taahhüdüne dayalı ilamsız takipte itiraz edildiğinde, icra mahkemesinde itirazın kaldırılması ve tahliye istenmesi yine takip hukukuna özgü bir yoldur. Bu yol, 6325 m.18/B'nin "kiralanan taşınmazların ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler hariç" istisnasıyla da açıkça kapsam dışında bırakılmıştır.
Bu kalemlerin ortak paydası, hiçbirinin tarafların serbestçe tasarruf edebileceği bir maddi hukuk uyuşmazlığını esastan çözmeye yönelmemesidir.
5. Genel mahkemede görülen eda ve tespit davaları: dava şartı
Birinci süzgecin "dava" tarafında kalan ve ikinci süzgeci de geçtiğinde (uyuşmazlık dava şartı kategorisinde + konusu para) arabuluculuğa tabi olan yollar şunlardır:
- İtirazın iptali davası (İİK m.67). Temelinde alacak hakkı bulunan, eda istemini de içeren bir davadır. Ticari, tüketici, iş veya kira ilişkisi kaynaklı olmasına göre ilgili özel kanun hükmü uygulanır. Bu davaya özgü ayrıntılı çözümleme — alacağın niteliği, senet türü ve 7445 sonrası içtihat — için İtirazın İptali Davasında Dava Şartı Arabuluculuk yazımıza bakılabilir.
- Menfi tespit davası (İİK m.72/1). Borçlunun maddi hukuk bakımından borçlu olmadığının tespitini istediği bu dava, niteliği itibarıyla takip hukukuna değil maddi hukuka ilişkin uyuşmazlığı çözer. 7445 ile TTK m.5/A'nın lafzına açıkça eklenmiş; tüketici ve iş kaynaklı menfi tespit de ilgili hükümler çerçevesinde kapsama girmiştir.
- İstirdat davası (İİK m.72/VII). Borçlunun cebrî icra tehdidi altında ödediği parayı geri istemesi bir eda davasıdır; menfi tespit davası sırasında ödeme yapılırsa dava kendiliğinden istirdata dönüşür. Konusu para olduğundan ve esasa ilişkin olduğundan dava şartı kapsamındadır.
- Üçüncü haciz ihbarnamesi üzerine açılan menfi tespit davası (İİK m.89/3). Borçlunun üçüncü kişideki mal ve alacaklarına ilişkin haciz ihbarnamesini alan üçüncü kişinin, borçlu olmadığının tespiti için açtığı bu dava da niteliği gereği kapsamdadır.
- Borçtan kurtulma davası (İİK m.69/II). İtirazın geçici kaldırılmasının kesinleşmesini önlemek için genel mahkemede açılan, maddi hukuk bakımından borçlu olunmadığı iddiasına dayanan bir davadır.
6. En ince test — sıra cetveli: "itiraz" mı, "şikâyet" mi?
Önerilen ölçütün etkisi en iyi sıra cetveli örneğinde görülür; çünkü burada aynı kurum içinde dava ile takip yolu yan yana durur. Alacaklı, sıra cetvelinde kendi alacağının esas ve miktarına ya da başka bir alacaklının alacağına/sırasına karşı çıkabilir:
- Sıra cetveline itiraz davası — kayıt-kabul ya da kayıt-silme istemli — esasa ilişkin bir uyuşmazlığı çözer (hacizde İİK m.142/1-2, iflasta m.235/1-3). Bu bir davadır; uyuşmazlık dava şartı kapsamındaysa arabuluculuğa tabidir.
- Sıra cetveline şikâyet — yalnızca sıraya, yani cetvelin düzenlenişindeki usule karşı koyma — bir dava değil, takip hukukuna özgü bir çaredir (hacizde İİK m.142/3, iflasta m.235/4). Dava şartı arabuluculuk uygulanmaz.
Aynı maddenin iki ayağının zıt sonuca bağlanması, ölçütün "mahkeme adı (görevli mahkeme)" değil "yolun niteliği" olduğunu kanıtlar. Uygulayıcının sorması gereken soru "bu hangi mahkemede görülür?" değil, "bu, esası çözen bir dava mıdır, yoksa usulü denetleyen bir yol mudur?" sorusudur.
7. İflas hukuku kaynaklı davalar
İflasta da ayrım aynı eksende işler. İflas idaresinin, istihkak iddia edilen malın üçüncü kişinin elinde bulunması hâlinde açtığı istihkak davası (İİK m.228) esasa ilişkin bir davadır ve uyuşmazlık dava şartı kapsamındaysa arabuluculuğa tabidir. Buna karşılık iflas masasına kayıt-kabul sürecindeki şikâyet türü itirazlar, takip hukukuna özgü çareler olarak kapsam dışındadır. Konkordato gibi toplu tasfiye kurumlarının kendine özgü usulleri ise dava şartı arabuluculuğun konusu değildir.
8. Geçici hukuki korumalar: ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz
İhtiyati tedbir (HMK m.389 vd.) ve ihtiyati haciz (İİK m.257 vd.), dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili mahkemeden, değişik iş dosyası üzerinden istenebilir; bu geçici hukuki korumalar dava şartı arabuluculuğa tabi değildir. Yani alacaklı, arabuluculuk sürecini beklemeden tedbir veya haciz kararı alabilir.
Kanun koyucu, kararın ardından dava açma yükümlülüğüyle arabuluculuk başvurusunu da uyumlandırmıştır: dava açılmadan önce ihtiyati tedbir kararı verilmişse HMK m.397/1'deki iki haftalık, ihtiyati haciz kararı verilmişse İİK m.264/1'deki yedi günlük dava açma süresi, arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar işlemez (6325 m.18/A-16).
9. Özet harita
Bütün ayrımları tek bir tabloda toplarsak:
| Başvurulan yol | Hukuki nitelik | Dava şartı arabuluculuk |
|---|---|---|
| İlamsız takip başlatma (İİK m.42 vd., 167 vd., 269 vd.) | Takip işlemi | Hayır |
| İtirazın kaldırılması (İİK m.68-70) | Takip hukukuna özgü yol | Hayır |
| Şikâyet (İİK m.16) / sıra cetveline şikâyet (m.142/3, 235/4) | Takip hukukuna özgü yol | Hayır |
| Kambiyoda itiraz/şikâyet (İİK m.168-170/b) | Takip içi yol | Hayır |
| İtirazın iptali (İİK m.67) | Eda davası | Evet * |
| Menfi tespit (İİK m.72/1) · 89/3 menfi tespiti | Tespit davası | Evet * |
| İstirdat (İİK m.72/VII) | Eda davası | Evet * |
| Borçtan kurtulma (İİK m.69/II) | Tespit davası | Evet * |
| Sıra cetveline itiraz (İİK m.142/1-2, 235/1-3) | Eda/tespit davası | Evet * |
| İflasta istihkak davası (İİK m.228) | Eda davası | Evet * |
| İhtiyati tedbir / ihtiyati haciz (HMK m.389 vd. / İİK m.257 vd.) | Geçici hukuki koruma | Hayır |
* "Evet" sonucu, ikinci süzgece bağlıdır: davanın temelindeki uyuşmazlığın bir dava şartı kategorisine (ticari, tüketici, iş, kira, Kat Mülkiyeti) girmesi koşuluyla. Aksi hâlde dava genel hükümlere tabidir.
10. Sonuç
İcra ve iflas hukuku kaynaklı uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuğun haritası, dağınık ve birbiriyle çelişir görünen onlarca özel hâli ezberlemeyi değil, tek bir ölçütü içselleştirmeyi gerektirir: başvurulan yol bir dava mı, yoksa takip hukukuna özgü bir çare mi? Takip başlatmak, itirazın kaldırılması, şikâyet ve kambiyo takibindeki itirazlar birer çare olduğundan dava şartı dışındadır. İtirazın iptali, menfi tespit, istirdat, borçtan kurtulma, sıra cetveline itiraz ve iflasta istihkak ise esasa ilişkin davalardır; bunlar, temelindeki uyuşmazlık bir dava şartı kategorisine giriyor ve konusu bir miktar para ise, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurmayı zorunlu kılar. Sıra cetvelinin "itiraz" ve "şikâyet" ayağının zıt sonuca bağlanması, ölçütün görevli mahkeme değil yolun niteliği olduğunu özetler. Geçici hukuki korumalar bu süzgecin tamamen dışındadır: alacaklı, arabuluculuğu beklemeden ihtiyati tedbir veya haciz kararı alabilir; dava açma süreleri ise başvurudan son tutanağa kadar işlemez.
Kaynakça ve daha fazla okuma
- İlker Koçyiğit / Alper Bulur, Ticari Uyuşmazlıklarda Dava Şartı Arabuluculuk, T.C. Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü Arabuluculuk Daire Başkanlığı Yayını, 1. Baskı, Ankara, Mart 2019 — özellikle "Dava Şartı Olarak Arabuluculuğun İcra ve İflâs Hukukuna Etkisi" ve geçici hukuki korumalara ilişkin bölümler (s. 64-69).
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu: m.16 (şikâyet), m.42 vd. (genel haciz yoluyla ilamsız takip), m.67 (itirazın iptali davası), m.68-70 (itirazın kaldırılması), m.69/II (borçtan kurtulma davası), m.72 (menfi tespit ve istirdat davası), m.89/3 (üçüncü haciz ihbarnamesi üzerine menfi tespit), m.142 ve 235 (sıra cetveline itiraz ve şikâyet), m.167-176/b ve 168-170/b (kambiyo senetlerine özgü takip ve itiraz), m.228 (iflasta istihkak), m.257 vd. (ihtiyati haciz), m.264/1 (ihtiyati hacizde dava açma süresi), m.269 vd. (kiralanan taşınmazların ilamsız tahliyesi).
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu: m.18/A (dava şartı olarak arabuluculuk; geçici hukuki koruma sürelerinin işlememesine ilişkin m.18/A-16), m.18/B (7445 ile genişletilen dava şartı kategorileri ve "kiralanan taşınmazların ilamsız icra yoluyla tahliyesi" istisnası).
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.4 (ticari dava) ve m.5/A — 7445 sayılı Kanunla 1.9.2023 itibarıyla değişen lafzı "alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarını" kapsar.
- 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.73/A (tüketici mahkemesinde görülen uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk) ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3 (işçi-işveren alacak/tazminat uyuşmazlıkları; 7445 ile eklenen itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat cümlesi).
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.389 vd. (ihtiyati tedbir) ve m.397/1 (ihtiyati tedbirde dava açma süresi).
- 7445 sayılı Kanun (RG: 5.4.2023) — dava şartı arabuluculuk kategorilerini genişleten ve TTK m.5/A ile 7036 m.3 lafzını değiştiren düzenlemeler.
- Ticari nitelikteki itirazın iptali ve menfi tespit davalarının içtihadi geçmişi (Yargıtay 23. HD ve 19. HD'nin 2020 tarihli uyuşmazlığın giderilmesi kararları) ile bunların 7445 sonrası durumu için bu sitedeki ayrıntılı çözümleme: İtirazın İptali Davasında Dava Şartı Arabuluculuk.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut bir uyuşmazlık hakkında hukuki tavsiye yerine geçmez. İcra-iflas kaynaklı bir uyuşmazlığın dava mı yoksa takip hukukuna özgü bir yol mu olduğunun ve temelindeki uyuşmazlığın hangi dava şartı kategorisine girdiğinin tespiti, her olayın somut özelliklerine göre değişir. Belirli bir olayda yürürlükteki mevzuat metni ve güncel içtihatla birlikte değerlendirme yapılması önerilir.