Tüm yazılar

İcra-İflas Kaynaklı Davalarda Dava Şartı Arabuluculuk: Takip Yolu mu, Dava mı?

Uzman arabulucular için · Dayanak: İİK m.67, 68-70, 69/II, 72, 89/3, 142, 235, 277 vd.; TTK m.5/A; 6325 m.18/A-18/B · Genel bilgilendirme yazısıdır.

İcra dosyasının gölgesinde açılan davalar, dava şartı arabuluculuk uygulamasının en çok tereddüt yaratan alanıdır. Uygulamada sıkça dile getirilen bir kestirme 'kural' vardır: "İcra hukuk mahkemesinde görülecek işler arabuluculuğa tabi değildir; sulh ya da asliyede açılacak itirazın iptali ise tabidir." Bu sezgi, isabetli bir çekirdek taşır; ancak hem eksik hem de yer yer yanıltıcıdır. Çünkü ölçüt görevli mahkeme değil, başvurulan yolun hukuki niteliğidir. Bu yazıda, takip hukukunun ürettiği bütün dava ve takip yollarını tek bir ayrım ölçütüne — "Bu bir dava mıdır, yoksa takip hukukuna özgü bir yol mudur?" sorusuna — oturtarak bütüncül bir harita çıkarmayı hedefliyoruz.

1. Sorunun kökeni: para eşiği tek başına yetmiyor

Dava şartı arabuluculuğun pozitif eşiği bellidir: ticari uyuşmazlıklarda "konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları" (TTK m.5/A); tüketici uyuşmazlıklarında tüketici mahkemesinin görev alanı (6502 m.73/A); iş uyuşmazlıklarında işçi-işveren alacak ve tazminatı (7036 m.3); 7445 sayılı Kanunla 1.9.2023 itibarıyla eklenen kira ilişkisi, taşınır-taşınmaz ortaklığının giderilmesi, Kat Mülkiyeti Kanunu ve komşu hakkı uyuşmazlıkları (6325 m.18/B). Ne var ki icra dosyasından doğan uyuşmazlıkların büyük kısmında "konusu bir miktar para" ölçütü karşılanır — borçlu da alacaklı da 'para'ya ilişkin bir uyuşmazlık yaşar. O hâlde para eşiği bu alanda neredeyse hiç ayırt edici değildir; ayrımı yapan asıl ölçüt, başvurulan hukuki yolun dava mı yoksa takip içi bir yol mu olduğudur.

Bu ayrımın anlamı şudur: arabuluculuk, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebildikleri bir uyuşmazlığın çözümüne ilişkin bir kurumdur. Takip hukukuna özgü yollar ise — itirazın kaldırılması, şikâyet, ilamsız takibin kendisi — bir maddi hukuk uyuşmazlığını esastan çözmeye değil, takibin işleyişini denetlemeye yönelik, sınırlı incelemeye tabi, kural olarak maddi anlamda kesin hüküm doğurmayan yollardır. İşte bu nedenle kanun koyucu, dava şartı arabuluculuğu yalnızca "dava" niteliğindeki yollara bağlamıştır.

2. Ana ölçüt: iki aşamalı bir süzgeç

Önerilen harita iki aşamalı bir süzgeçten ibarettir ve her icra-iflas kaynaklı uyuşmazlığa uygulanabilir:

Bu iki süzgeç, uygulamadaki "icra mahkemesi-genel mahkeme" sezgisini büyük ölçüde açıklar; çünkü takip hukukuna özgü çareler tipik olarak icra mahkemesinde sınırlı incelemeyle görülürken, esasa ilişkin davalar genel görevli mahkemede (asliye ticaret, asliye hukuk, tüketici, iş mahkemesi) görülür. Ancak ölçütün kendisi merci değil niteliktir: aşağıda göreceğimiz sıra cetveli örneğinde aynı maddenin "itiraz" ve "şikâyet" ayağı, görevli mahkemeye göre değil niteliğe göre farklı sonuca bağlanır.

3. İlamsız takibi başlatmak dava şartı değildir

İlk ve en sık karşılaşılan yanılgı, alacaklının ilamsız icra takibi başlatmadan önce arabulucuya başvurması gerektiği sanısıdır. Oysa genel haciz yoluyla takip (İİK m.42 vd.), kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip (İİK m.167-176/b) ve kiralanan taşınmazların ilamsız icra yoluyla tahliyesi (İİK m.269 vd.) bakımından arabuluculuk bir takip şartı olarak düzenlenmemiştir. Kaldı ki ilamsız icranın kendisi, geniş anlamda 'alternatif bir uyuşmazlık çözüm yolu'dur: borçlu itiraz etmezse takip kesinleşir, uyuşmazlık dava aşamasına hiç taşınmaz. Dolayısıyla alacaklı, dava şartı arabuluculuğu beklemeksizin takibini başlatabilir; taraflar dilerse bu aşamada ihtiyari arabuluculuğa başvurabilir.

Dava şartı arabuluculuk yükümlülüğü, ancak takip itirazla durduktan sonra alacaklının dava yoluna geçmesi hâlinde — ve aşağıdaki ayrımlara göre — gündeme gelir.

4. İcra mahkemesinin sınırlı incelemesine tabi yollar: dava şartı değil

Birinci süzgecin "takip yolu" tarafında kalan ve bu nedenle dava şartı arabuluculuk kapsamı dışında olan yollar şunlardır:

Bu kalemlerin ortak paydası, hiçbirinin tarafların serbestçe tasarruf edebileceği bir maddi hukuk uyuşmazlığını esastan çözmeye yönelmemesidir.

5. Genel mahkemede görülen eda ve tespit davaları: dava şartı

Birinci süzgecin "dava" tarafında kalan ve ikinci süzgeci de geçtiğinde (uyuşmazlık dava şartı kategorisinde + konusu para) arabuluculuğa tabi olan yollar şunlardır:

6. En ince test — sıra cetveli: "itiraz" mı, "şikâyet" mi?

Önerilen ölçütün etkisi en iyi sıra cetveli örneğinde görülür; çünkü burada aynı kurum içinde dava ile takip yolu yan yana durur. Alacaklı, sıra cetvelinde kendi alacağının esas ve miktarına ya da başka bir alacaklının alacağına/sırasına karşı çıkabilir:

Aynı maddenin iki ayağının zıt sonuca bağlanması, ölçütün "mahkeme adı (görevli mahkeme)" değil "yolun niteliği" olduğunu kanıtlar. Uygulayıcının sorması gereken soru "bu hangi mahkemede görülür?" değil, "bu, esası çözen bir dava mıdır, yoksa usulü denetleyen bir yol mudur?" sorusudur.

7. İflas hukuku kaynaklı davalar

İflasta da ayrım aynı eksende işler. İflas idaresinin, istihkak iddia edilen malın üçüncü kişinin elinde bulunması hâlinde açtığı istihkak davası (İİK m.228) esasa ilişkin bir davadır ve uyuşmazlık dava şartı kapsamındaysa arabuluculuğa tabidir. Buna karşılık iflas masasına kayıt-kabul sürecindeki şikâyet türü itirazlar, takip hukukuna özgü çareler olarak kapsam dışındadır. Konkordato gibi toplu tasfiye kurumlarının kendine özgü usulleri ise dava şartı arabuluculuğun konusu değildir.

8. Geçici hukuki korumalar: ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz

İhtiyati tedbir (HMK m.389 vd.) ve ihtiyati haciz (İİK m.257 vd.), dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili mahkemeden, değişik iş dosyası üzerinden istenebilir; bu geçici hukuki korumalar dava şartı arabuluculuğa tabi değildir. Yani alacaklı, arabuluculuk sürecini beklemeden tedbir veya haciz kararı alabilir.

Kanun koyucu, kararın ardından dava açma yükümlülüğüyle arabuluculuk başvurusunu da uyumlandırmıştır: dava açılmadan önce ihtiyati tedbir kararı verilmişse HMK m.397/1'deki iki haftalık, ihtiyati haciz kararı verilmişse İİK m.264/1'deki yedi günlük dava açma süresi, arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar işlemez (6325 m.18/A-16).

9. Özet harita

Bütün ayrımları tek bir tabloda toplarsak:

Başvurulan yol Hukuki nitelik Dava şartı arabuluculuk
İlamsız takip başlatma (İİK m.42 vd., 167 vd., 269 vd.)Takip işlemiHayır
İtirazın kaldırılması (İİK m.68-70)Takip hukukuna özgü yolHayır
Şikâyet (İİK m.16) / sıra cetveline şikâyet (m.142/3, 235/4)Takip hukukuna özgü yolHayır
Kambiyoda itiraz/şikâyet (İİK m.168-170/b)Takip içi yolHayır
İtirazın iptali (İİK m.67)Eda davasıEvet *
Menfi tespit (İİK m.72/1) · 89/3 menfi tespitiTespit davasıEvet *
İstirdat (İİK m.72/VII)Eda davasıEvet *
Borçtan kurtulma (İİK m.69/II)Tespit davasıEvet *
Sıra cetveline itiraz (İİK m.142/1-2, 235/1-3)Eda/tespit davasıEvet *
İflasta istihkak davası (İİK m.228)Eda davasıEvet *
İhtiyati tedbir / ihtiyati haciz (HMK m.389 vd. / İİK m.257 vd.)Geçici hukuki korumaHayır

* "Evet" sonucu, ikinci süzgece bağlıdır: davanın temelindeki uyuşmazlığın bir dava şartı kategorisine (ticari, tüketici, iş, kira, Kat Mülkiyeti) girmesi koşuluyla. Aksi hâlde dava genel hükümlere tabidir.

10. Sonuç

İcra ve iflas hukuku kaynaklı uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuğun haritası, dağınık ve birbiriyle çelişir görünen onlarca özel hâli ezberlemeyi değil, tek bir ölçütü içselleştirmeyi gerektirir: başvurulan yol bir dava mı, yoksa takip hukukuna özgü bir çare mi? Takip başlatmak, itirazın kaldırılması, şikâyet ve kambiyo takibindeki itirazlar birer çare olduğundan dava şartı dışındadır. İtirazın iptali, menfi tespit, istirdat, borçtan kurtulma, sıra cetveline itiraz ve iflasta istihkak ise esasa ilişkin davalardır; bunlar, temelindeki uyuşmazlık bir dava şartı kategorisine giriyor ve konusu bir miktar para ise, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurmayı zorunlu kılar. Sıra cetvelinin "itiraz" ve "şikâyet" ayağının zıt sonuca bağlanması, ölçütün görevli mahkeme değil yolun niteliği olduğunu özetler. Geçici hukuki korumalar bu süzgecin tamamen dışındadır: alacaklı, arabuluculuğu beklemeden ihtiyati tedbir veya haciz kararı alabilir; dava açma süreleri ise başvurudan son tutanağa kadar işlemez.

Kaynakça ve daha fazla okuma

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut bir uyuşmazlık hakkında hukuki tavsiye yerine geçmez. İcra-iflas kaynaklı bir uyuşmazlığın dava mı yoksa takip hukukuna özgü bir yol mu olduğunun ve temelindeki uyuşmazlığın hangi dava şartı kategorisine girdiğinin tespiti, her olayın somut özelliklerine göre değişir. Belirli bir olayda yürürlükteki mevzuat metni ve güncel içtihatla birlikte değerlendirme yapılması önerilir.