Tüm yazılar

Aile Arabuluculuğu: Türkiye'de Hukuki Çerçeve, Elverişlilik Sınırı ve Mali Sonuçların Arabuluculuğa Açıklığı

Uzman arabulucular için · Dayanak: 6325 sayılı HUAK m.1/2; 4721 sayılı TMK m.166-184, 202-241, 327, 364; Lisa Parkinson, Aile Arabuluculuğu (çev. Yonca F. Yücel, 2018) · Genel bilgilendirme yazısıdır.

Aile arabuluculuğu, alternatif uyuşmazlık çözümünün en hassas çalışma alanlarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunun temel sebebi, tarafların kişisel acıları, çocukların geleceğine ilişkin kaygılar ve evlilik birliği içinde edinilen malvarlığının aynı masada iç içe geçmesidir; bu durum arabulucudan hem hukuki çerçeveye yetkin biçimde hâkim olmasını hem de psikolojik duyarlılığı bir arada gerektirmektedir. Türk hukukunda aile uyuşmazlıkları, bilindiği üzere, bir dava şartı arabuluculuk rejimine tabi kılınmamıştır. Ne var ki, bu durumdan "aile uyuşmazlıklarında arabuluculuk yapılamaz" sonucunun çıkarılması isabetli olmaz; aksine, hukuken çizilmiş elverişlilik sınırının özenle gözetilmesi koşuluyla aile hukuku, ihtiyari arabuluculuğun en verimli işleyebileceği alanlardan birini oluşturmaktadır.

1. Türkiye'de aile arabuluculuğunun yasal durumu

Türk pozitif hukukunda aile uyuşmazlıklarına özgü bir dava şartı arabuluculuk rejimi öngörülmemiştir. Gerçekten de, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3, 6102 sayılı TTK m.5/A ile 6325 sayılı Kanun m.18/B'nin saydığı dört kategori — kira ilişkilerinden doğan uyuşmazlıklar, taşınır-taşınmaz mal paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti uyuşmazlıkları ve komşu hakkından kaynaklanan uyuşmazlıklar — aile hukuku alanını kapsamamaktadır. Bu itibarla aile arabuluculuğu, ancak ihtiyari arabuluculuk kalıbı içinde yürütülebilir; bunun için de 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.1/2'nin koyduğu temel ölçütün karşılanması gerekir:

"Bu Kanun, yabancılık unsuru taşıyanlar da dâhil olmak üzere, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümlenmesinde uygulanır." (HUAK m.1/2)

Söz konusu ölçüt, aile uyuşmazlıklarını iki ayrı kümeye bölmektedir. Birinci kümede, kamu düzeniyle yoğun ilişki içinde bulunan ya da kişi hâlinin özüne dokunduğu için taraflarca üzerinde serbestçe tasarruf edilemeyen uyuşmazlıklar yer almaktadır; bunlar arabuluculuğa elverişli değildir. İkinci kümeyi ise tarafların serbest iradeleriyle düzenleyip karşılıklı tavizle çözüme ulaştırabildikleri, ağırlıklı olarak malvarlığına ilişkin uyuşmazlıklar oluşturmaktadır; bunlar arabuluculuğa elverişlidir. Aile arabuluculuğunun gerçek uygulama alanı, bu ikinci kümenin sınırları içinde aranmalıdır.

2. Arabuluculuğa elverişli olmayanlar: kişi hâlleri ve kamu düzeni

Aile hukuku alanında, niteliği gereği tarafların serbest tasarrufuna kapalı olduğu ve dolayısıyla bir arabuluculuk belgesiyle hüküm altına alınamayacağı genel olarak kabul edilen başlıklar şu şekilde sıralanabilir:

Yukarıda sayılan başlıklarda, ihtiyari arabuluculuğun dahi yürütülmesi hukuken mümkün değildir.

3. Elverişli olanlar: boşanmanın ve evliliğin mali sonuçları

Aile arabuluculuğunun asıl çalışma alanı, evlilik birliğinin mali sonuçlarıdır. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebildiği ve bu sebeple ihtiyari arabuluculuğa elverişli sayılan başlıca kalemler aşağıdaki şekilde sıralanabilir:

Sayılan bu kalemler, anlaşmalı boşanma protokolünün mali bölümünün de doğal içeriğini oluşturmaktadır. Şu hâlde, anlaşmalı boşanmaya gitmeyi düşünen tarafların önceden yürütecekleri bir ihtiyari arabuluculuk süreciyle mali meseleleri çözüme kavuşturmaları, hem yargılama aşamasını kısaltacak hem de mahkemeye sunulacak protokolün hukuki niteliğini güçlendirecektir.

4. Tartışmalı sınırlar

Aile hukuku alanında, elverişlilik ölçütü bakımından öğretide tartışmalı kalan iki konu özellikle dikkat çekmektedir:

5. Süreç güvenliği: ne zaman arabuluculuk uygun değildir?

Konu hukuken elverişli olsa dahi, somut olayda arabuluculuk yönteminin fiilen uygun olmadığı durumlarla karşılaşılabilmektedir. Lisa Parkinson'ın "arabuluculuğun uygun olmayabileceği durumlar" başlığı altında saydığı kategoriler, Türk uygulamasında da aynı geçerlilikle gözetilmektedir:

Arabulucu, bu hâllerden birinin varlığını tespit ettiğinde süreci başlatmama; başlatmış ise sonlandırma yetkisine sahiptir. Hatta meslek etiği çoğu zaman, bu yönde hareket etmesini gerekli kılmaktadır.

6. Anlaşma belgesinin niteliği

Aile arabuluculuğu sonucunda düzenlenen anlaşma belgesi, 6325 sayılı Kanun m.18/4 uyarınca ilam niteliği kazanabilmektedir; özellikle taraflar ile avukatlarınca birlikte imzalanan belgeler bakımından icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın doğrudan ilam hükmünde sayılması mümkündür. Ne var ki, belgenin bu güçlü etkisinden yararlanabilmesi için içeriğinin de elverişlilik sınırına bütünüyle riayet etmesi gerekmektedir:

7. Çocuk odaklı arabuluculuk: hukuki sınır içinde profesyonel etik

Türk hukukunda velayet ile çocukla kişisel ilişki kurma meselesinin mahkeme denetimine bırakılmış olması, tarafların arabuluculuk sürecinde çocuk hakkında doğrudan bağlayıcı kararlar üretmesini mümkün kılmaz. Bununla birlikte, Lisa Parkinson'ın benimsediği "çocuk odaklı" yaklaşım, mahkeme aşamasından önceki süreçte de uygulama değerini korumaktadır. Söz konusu yaklaşım; ebeveynler arasındaki çatışmanın çocuktan uzak tutulmasını, ebeveynlik düzenlemelerinin ortak akılla geliştirilmesini ve çocuğun ihtiyaçlarının müzakerenin merkezine yerleştirilmesini esas almaktadır. Bu çerçevede taraflarca ulaşılan anlayışın daha sonra mahkemeye sunulması, hem yargılamayı hızlandırmakta hem de hâkimin çocuğun üstün yararını denetlerken dayanak alacağı sağlam bir zemin oluşturmaktadır.

8. Aile arabuluculuğunda ücret

Aile uyuşmazlıkları ihtiyari arabuluculuğun konusunu oluşturduğundan, ücret bakımından 2026 yılı Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi'nin İkinci Kısmı (nisbi tutar) yahut saatlik esaslı Birinci Kısmı uygulanmaktadır. Hesaplama aracı ile ayrıntılar için: Aile Arabuluculuğu Ücreti Hesaplama.

9. Özet şema

Konu Hukuki temel Arabuluculuğa elverişlilik
Boşanma kararıTMK m.166-184Elverişli değil
VelayetTMK m.335 vd.Elverişli değil
Soybağı (babalık/red/evlat edinme)TMK m.282 vd.Elverişli değil
Mal rejimi tasfiyesi, katılma alacağıTMK m.202-241Elverişli
Değer artış payı, denkleştirmeTMK m.227, 230Elverişli
Ziynet, katkı payı alacağıTMK / TBKElverişli
Aile konutu ve ev eşyaları paylaşımıTMK m.240 vd.Elverişli
Boşanmaya bağlı maddi-manevi tazminatTMK m.174Elverişli (öğretide kabul)
Nafaka miktarının düzenlenmesiTMK m.175-176, 327Elverişli (iştirak nafakasında mahkeme denetimi saklı)

10. Sonuç

Aile arabuluculuğu, gerek karşılaştırmalı hukukta gerek Türk hukukunda incelikli bir disiplin alanı olarak karşımıza çıkmaktadır. Hukuki sınır bakımından durum açıktır: boşanmanın kendisi, velayet ve soybağına ilişkin uyuşmazlıklar arabuluculuğa elverişli değildir; buna karşılık evlilik birliğinin mali sonuçları — mal rejiminin tasfiyesi, katılma alacağı, ziynet, katkı payı, aile konutu ile ev eşyalarının paylaşımı ve boşanmaya bağlı mali talepler — tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebildikleri özel hukuk uyuşmazlıkları olarak ihtiyari arabuluculuğa açıktır. Bu hukuki çerçeveye Parkinson'ın yapılandırılmış süreç anlayışı, eş-arabuluculuk yaklaşımı, çocuk odaklılık, istismar taraması ve mali şeffaflık ilkeleri eklendiğinde, hem hukuken sağlam hem de profesyonel ölçütleri karşılayan bir aile arabuluculuğu modelinin Türkiye'de işletilmesi mümkün olabilecektir.

Kaynakça ve daha fazla okuma

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut bir uyuşmazlık hakkında hukuki tavsiye yerine geçmez. Bir aile uyuşmazlığının arabuluculuğa elverişli olup olmadığının ve uygulanacak yöntemin tespiti, her olayın somut özelliklerine göre değişir. Belirli bir olayda yürürlükteki mevzuat metni ve güncel içtihatla birlikte değerlendirme yapılması önerilir.